<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teknoloji İçeriklerim &#8211; Ahmet Çabıtçı</title>
	<atom:link href="https://www.ahmetcabitci.com.tr/teknoloji-iceriklerim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr</link>
	<description>Resmî Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Oct 2026 19:43:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>
	<item>
		<title>Görme Engelliler İçin Teknoloji Nereden Nereye Geldi?</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/gorme-engelliler-icin-teknoloji-nereden-nereye-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2026 19:41:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji İçeriklerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcabitci.com.tr/?p=323</guid>

					<description><![CDATA[2007'den bugüne ekran okuyuculardan akıllı telefonlara, internet radyoculuğundan yapay zekâ ve yazılım geliştirmeye uzanan teknoloji yolculuğumu ve görme engelliler için erişilebilirliğin geçirdiği değişimi kendi deneyimlerim üzerinden anlatıyorum.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arada yaklaşık yirmi yıllık bir teknoloji serüveni var.</p>
<p>Bu süre içerisinde yalnızca bilgisayarlar, telefonlar ve kullandığımız programlar değişmedi. Bir görme engelli olarak benim teknolojiyle kurduğum ilişki de değişti. Bu değişimin önemli bir bölümünü kendi hayatımda yaşadım.</p>
<h2>Windows XP, JAWS ve MSN yılları</h2>
<p>2007 yılından itibaren Windows XP kullanıyordum. Ekran okuyucu olarak ise JAWS&#8217;ın 5 ve 7 sürümlerinden yararlanıyordum.</p>
<p>Türkçe sentezleyiciler o yıllarda da vardı. Ancak bunlara ulaşmak ve uygun bir Türkçe ses bulmak bugünkü kadar kolay değildi.</p>
<p>İnternet üzerinden iletişimde ise MSN Messenger hayatımızdaydı. Ben MSN&#8217;i JAWS ile oldukça rahat kullanabiliyordum. Kişi listesinde dolaşabiliyor, gelen mesajları okuyabiliyor ve arkadaşlarımla yazışabiliyordum.</p>
<p>Bugün eski bir yazılımdan söz edildiğinde onun erişilebilirliğinin de kötü olduğu düşünülebilir. Fakat benim MSN deneyimim böyle değildi. MSN, kullandığım JAWS sürümleriyle benim açımdan oldukça erişilebilirdi.</p>
<p>Yıllar içerisinde bunun tersini de gördüm. Bir yazılımın eski olması onun mutlaka erişilemez olduğu anlamına gelmediği gibi, yeni olması da her zaman daha erişilebilir olduğu anlamına gelmiyor.</p>
<p>MSN&#8217;in son dönemlerinde Skype kullanmaya da başladım. Ardından Facebook&#8217;u kullanmaya başladım. Facebook&#8217;un o dönemki arayüzü oldukça basitti ancak benim kullanımımda MSN kadar erişilebilir değildi.</p>
<p>Demek ki yalnızca sade bir arayüz hazırlamak yeterli değildi. O arayüzün ekran okuyucuyla nasıl çalıştığı da önemliydi.</p>
<h2>2010: İnternette içerik üretmek ve radyo yayıncılığı</h2>
<p>2010 yılına geldiğimizde teknoloji benim için yalnızca iletişim kurduğum bir araç olmaktan çıkmaya başlamıştı.</p>
<p>Sadık abimle birlikte bir forum sitesinde içerik oluşturuyor, konular açıyordum. O yıllarda bugün üzerinde bu kadar konuştuğumuz “erişilebilirlik” kavramını henüz bilmiyordum. Aslında ekran okuyucu kullanıyor ve erişilebilir teknolojilerden yararlanıyordum ama bütün bunların daha geniş bir erişilebilirlik alanının parçası olduğunu bilmiyordum.</p>
<p>Aynı yıl internet radyoculuğuna merak saldım.</p>
<p>Radyo Bilgi Damlacıkları&#8217;nda yayın yapmaya başladım. Yayın için kullandığım program SAM2 idi. SAM2&#8217;nin ekran okuyucuyla pek çok erişilebilirlik sorunu vardı ancak bu sorunlar yayın yapmama engel olmadı.</p>
<p>Daha sonra görme engelliler tarafından kurulmuş olan Radyo Görenparmak&#8217;ta da kısa süre yayın yaptım. Buradaki yayın hayatım çok uzun sürmedi ve tekrar Radyo Bilgi Damlacıkları&#8217;na döndüm. Radyo kapanana kadar SAM2 ile yayın yapmaya devam ettim.</p>
<p>Bu dönem benim için farklı bir kapı açtı. Bilgisayarı artık yalnızca bilgiye ulaşmak veya insanlarla mesajlaşmak için kullanmıyordum; internet üzerinden yayın yapabiliyor ve kendi içeriğimi insanlara ulaştırabiliyordum.</p>
<p>Radyo daha sonraki dönemde kapandı ve ardından teknolojiyle arama uzun bir süre mesafe girdi.</p>
<h2>2011: Windows 7, JAWS 11 ve Aylin</h2>
<p>2011 yılında Windows 7&#8217;ye geçtim. Ekran okuyucu tarafında JAWS 11 kullanmaya başladım. Türkçe ses olarak ise Aylin&#8217;i kullanıyordum.</p>
<p>İlk dönemlerde Türkçe sentezleyicilere ulaşmanın zorluğunu düşündüğümde, benim açımdan bu da bir değişimdi. İşletim sistemleri yenilenirken ekran okuyucular ve kullandığımız Türkçe sesler de gelişmeye devam ediyordu.</p>
<p>Ekran okuyucu teknolojisinin geçmişi ise benim bilgisayar kullanmaya başladığım yıllardan çok daha eskiye uzanıyor. <a href="https://www.ibm.com/history/equal-workforce" target="_blank" rel="noopener noreferrer">IBM&#8217;in erişilebilirlik tarihçesine göre</a> Jim Thatcher ve görme engelli çalışma arkadaşı Jesse Wright, DOS üzerinde ekrandaki bilgileri sentetik sesle aktaran bir ekran okuyucu geliştirmişti. Erişim yalnızca sesle de sınırlı kalmadı; <a href="https://www.aph.org/blog/blindness-history-basics-a-brief-history-of-the-refreshable-braille-display/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">yenilenebilir Braille ekranları</a> yıllar içinde dijital metnin dokunarak okunabilmesini sağlayan önemli teknolojilerden biri hâline geldi.</p>
<p>Ben ise bu uzun teknolojik gelişimin daha sonraki döneminde JAWS ve Türkçe sentezleyicilerle bilgisayar kullanıyordum.</p>
<h2>2014: Bilgisayardan cebe geçiş</h2>
<p>2014 yılı benim açımdan başka bir değişimin yaşandığı dönem oldu. Akıllı telefon kullanmaya ve TalkBack&#8217;ten yararlanmaya başladım.</p>
<p>İlk zamanlarda telefonu kullanmakta zorlandım. Bunun temel sebebi TalkBack&#8217;in erişilemez olması değildi. Daha önce dokunmatik telefon kullanmadığım için dokunmatik ekrana alışmam gerekiyordu.</p>
<p>Fiziksel tuşlarla kullanılan telefonlardan, ekrana dokunarak ve parmak hareketleriyle yönetilen bir telefona geçmek yeni bir kullanım biçimini öğrenmek anlamına geliyordu. Zaman içerisinde buna alıştım.</p>
<p>Sonra WhatsApp kullanmaya başladım.</p>
<p>MSN döneminde birisiyle internet üzerinden mesajlaşmak istediğimde bilgisayarın başına geçmem gerekiyordu. WhatsApp&#8217;la birlikte iletişim artık bilgisayara bağlı değildi. Telefonum yanımdayken istediğim yerde mesajlaşabiliyordum.</p>
<p>Benim için akıllı telefonların getirdiği en büyük özgürlüklerden biri buydu: İletişimin bilgisayar masasından cebime taşınması.</p>
<p>Bu değişim aslında daha geniş bir mobil erişilebilirlik dönüşümünün benim hayatımdaki karşılığıydı. Apple, <a href="https://www.apple.com/newsroom/2009/06/08Apple-Announces-the-New-iPhone-3GS-The-Fastest-Most-Powerful-iPhone-Yet/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">2009 yılında iPhone 3GS&#8217;yi tanıtırken</a> VoiceOver ekran okuyucusunu telefona yerleşik olarak sunmuş ve görme engelli kullanıcıların telefon görüşmesi yapma, e-posta okuma, internette gezinme, müzik dinleme ve uygulamaları kullanma gibi işlemleri gerçekleştirebilmesini hedeflemişti.</p>
<p>VoiceOver ve TalkBack gibi mobil ekran okuyucuların gelişmesiyle görme engelliler için ekran okuyucu kullanımı bilgisayar masasından akıllı telefonlara da taşındı.</p>
<h2>Instagram, fotoğraflar ve kendi çözümümü bulmak</h2>
<p>Daha sonra Instagram kullanmaya başladım.</p>
<p>Başlangıçta Instagram&#8217;da da zorlandım fakat zaman içerisinde kullanmaya alıştım. Kendi içeriklerimi paylaşmaya başladığımda ilk dönemlerde daha çok kendi fotoğraflarımı paylaşıyordum.</p>
<p>Fakat benim açımdan bir sorun vardı: Galerideki fotoğrafları birbirine karıştırmadan yönetebilmek.</p>
<p>Bunun için kendime basit bir yöntem geliştirmiştim. Telefonumda yalnızca kendi fotoğraflarımı tutuyordum. Bir fotoğrafı Instagram&#8217;da paylaştıktan sonra o fotoğrafı telefondan siliyordum. Böylece galerideki fotoğrafları karıştırma ihtimalimi azaltıyordum.</p>
<p>Aynı dönemde YouTube&#8217;u da kullanıyordum ancak bugünkü gibi içerik üretmek için değil, yalnızca müzik dinlemek için.</p>
<p>Bugünden o yıllara baktığımda görsel içerik konusunda yaşanan değişim özellikle dikkatimi çekiyor.</p>
<p>Yapay zekâ destekli görsel tanıma ve betimleme teknolojileri artık bir fotoğrafın veya başka bir görselin içeriği hakkında açıklama üretebiliyor. Google&#8217;ın güncel TalkBack desteğinde de üretken yapay zekâ kullanılarak daha ayrıntılı görsel açıklamalar alınabiliyor. TalkBack&#8217;in yeni sürümlerinde Gemini aracılığıyla ekrandaki bir görsel hakkında ek sorular sormak da mümkün hâle geldi. Google&#8217;ın bu özelliklerle ilgili bilgilerine <a href="https://support.google.com/accessibility/android/answer/15341968?hl=tr" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Android Erişilebilirlik Yardımı</a> üzerinden ulaşılabilir.</p>
<p>Elbette yapay zekânın oluşturduğu açıklamalar her zaman doğru olmayabilir. Yine de benim kendi deneyimimdeki değişim oldukça büyük.</p>
<p>Bir zamanlar fotoğrafları karıştırmamak için telefonumdaki galeriyi belirli bir düzende tutarken bugün bir görselin içeriğinin teknoloji tarafından betimlenebildiği bir dönemdeyiz.</p>
<p>“Nereden nereye geldik?” sorusunun benim hayatımdaki en somut örneklerinden biri belki de budur.</p>
<h2>2017: Teknolojiye yeniden dönüş</h2>
<p>2017 yılında yeni bir bilgisayar aldım ve teknolojiyle daha yoğun ilgilenmeye yeniden başladım.</p>
<p>Windows 10&#8217;a geçtim. JAWS 18 kullanıyor, Türkçe ses olarak Vocalizer Yelda&#8217;dan yararlanıyordum.</p>
<p>Bu dönemde bilgisayarı daha aktif kullanmaya ve yeni şeyler öğrenmeye başladım. Ücretsiz hizmetlerden yararlanarak küçük radyo ve forum kurma denemeleri yaptım.</p>
<p>Her denemem başarılı olmadı. Fakat denedikçe yeni şeyler öğreniyordum. Bir şey olmadığında başka bir yol deniyor, tekrar araştırıyor ve yeniden uğraşıyordum.</p>
<p>Bu yaklaşım daha sonraki yıllarda da değişmedi.</p>
<h2>Pandemi dönemi: RadioBOSS ve NVDA</h2>
<p>Pandemi döneminde radyo yayıncılığı yeniden hayatıma girdi. Bu kez Özgün Radyo vardı ve yayın için RadioBOSS kullanıyordum.</p>
<p>SAM2 ile yaşadığım deneyimden sonra RadioBOSS benim açımdan çok daha erişilebilirdi. Parçalar üzerinde efekt kullanabiliyor, radyo bilgilerini girebiliyor, mikrofon seçebiliyor ve mikrofonun ses seviyesini daha rahat ayarlayabiliyordum.</p>
<p>Böylece yalnızca yayın yapabilmek değil, yayının teknik ayrıntıları üzerinde daha fazla kontrol sahibi olmak da mümkün hâle gelmişti.</p>
<p>Aynı dönemde birisinin tavsiyesi üzerine NVDA&#8217;yı kullanmaya başladım.</p>
<p>İlk başlarda NVDA bana biraz karışık geldi. Kullanmaya devam ettikçe alıştım ve zaman içerisinde bana daha rahat ve daha hafif gelmeye başladı. Kendi kullanımımda bilgisayarın daha seri çalıştığını hissettim.</p>
<p>NVDA ile benim tanışmam pandemi döneminde olsa da NVDA&#8217;nın geçmişi çok daha eski. <a href="https://www.nvaccess.org/about-nv-access/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">NV Access&#8217;in kendi tarihçesine göre</a> Michael Curran, ücretsiz NVDA ekran okuyucusunu Nisan 2006&#8217;da geliştirmeye başladı ve daha sonra James Teh projeye katıldı.</p>
<p>Dolayısıyla NVDA ben kullanmaya başlamadan yaklaşık on beş yıl önce ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Bu da teknolojinin başka bir yönünü gösteriyor: Bir teknolojinin geliştirilmiş olmasıyla bizim o teknolojiyle tanışmamız aynı zamanda gerçekleşmeyebiliyor.</p>
<h2>2022: Kendi web sitem</h2>
<p>Yapay zekâdan önce de ücretsiz hizmetleri kullanarak web sitesi kurma denemelerim olmuştu.</p>
<p>2022 yılında Sadık abimle yeniden görüşmeye başladık. Teknolojiyle uğraştığımı gördü ve bana destek olarak ahmetcabitci.com sitesini sıfırdan kurdu.</p>
<p>O dönemde alan adı yönlendirmenin nasıl yapıldığını bile bilmiyordum.</p>
<p>Öncelikle siteye içerik girmeyi ve içerik yönetimini öğrenmeye başladım. Bir zamanlar forum sitesinde konu açıp içerik oluştururken artık kendi adıma açılmış bir internet sitesinde içeriklerimi yayımlıyordum.</p>
<h2>2023: Sunucu tarafına doğru</h2>
<p>2023 yılında ahmetcabitci.com&#8217;dan ahmetcabitci.com.tr alan adına geçtik. Bu geçişi Sadık abimin desteğiyle birlikte gerçekleştirdik.</p>
<p>Aynı yıl sunucu tarafında da yeni şeyler öğrenmeye başladım.</p>
<p>Bilgin Yılmaz abi bana TeamTalk sunucusunun nasıl kurulacağını anlattı. Ben de anlattığı adımları uygulayarak kurulumu gerçekleştirdim.</p>
<p>Bu ayrıntıyı özellikle belirtmek istiyorum. Çünkü bugün yapay zekâdan çok fazla yardım alabiliyoruz ve geçmişe bakarken bütün öğrenme sürecinin yapay zekâyla başladığı gibi yanlış bir izlenim oluşabilir.</p>
<p>Benim teknoloji yolculuğum böyle başlamadı.</p>
<p>Sadık abimden öğrendiğim şeyler oldu. Bilgin Yılmaz abiden TeamTalk kurulumunu öğrendim. Daha sonra TTMediaBot&#8217;u kurup çalıştırmayı Ali Anbazak&#8217;tan öğrendim.</p>
<p>Birileri bana yol gösterdi, ben uyguladım ve zaman içerisinde öğrendiklerimin üzerine yenilerini ekledim.</p>
<h2>2024: Yapay zekâyla tanışmam</h2>
<p>ChatGPT&#8217;yi ilk kez 2024 yılında kullanmaya başladım.</p>
<p>İlk başlarda küçük sorular soruyordum. Daha sonra karşılaştığım teknik sorunlarda da kullanabileceğimi fark ettim. Sunucu problemlerini anlamak ve çözmek için yararlanmaya başladım. Ardından Python öğrenirken de yapay zekâdan destek almaya başladım.</p>
<p>Benim için yapay zekâ, teknoloji yolculuğumun başlangıcı değil; zaten devam eden öğrenme sürecime eklenen yeni bir araç oldu.</p>
<p>Daha önce bir sorun yaşadığımda birisine soruyor, internette araştırıyor veya deneme yanılma yoluyla öğreniyordum. Bunların yanına artık istediğim zaman soru sorabildiğim başka bir kaynak eklenmişti.</p>
<p>Fakat yapay zekânın verdiği cevapların da her zaman doğru olmayabileceğini zaman içerisinde gördüm. Bu nedenle denemek, sonucu kontrol etmek ve gerektiğinde farklı çözümler aramak yine öğrenme sürecinin bir parçası olarak kaldı.</p>
<h2>2026: Teknolojiyi kullanmaktan geliştirmeye</h2>
<p>2026 yılına geldiğimde teknolojiyle ilişkim başka bir noktaya doğru ilerlemeye başladı.</p>
<p>Python&#8217;la daha fazla ilgilenmeye başladım. Aynı zamanda WordPress temaları geliştirmeyi denedim.</p>
<p>İlk çalışmalarım arasında bir haber teması vardı. Defalarca denememe rağmen istediğim sonucu elde edemedim. Bunun üzerine çalışmayı bırakmak yerine farklı bir alana yönelerek blog teması geliştirmeye başladım.</p>
<p>Bu çalışmaların sonunda bugün ahmetcabitci.com.tr&#8217;de kullandığım blog arayüzü ortaya çıktı. Geliştirme sırasında, özellikle CSS tarafında yapay zekâdan kodlama desteği aldım.</p>
<p>Benim açımdan asıl değişim başka bir yerdeydi.</p>
<p>2022 yılında kendi sitem açıldığında alan adı yönlendirmenin nasıl yapıldığını dahi bilmiyordum ve siteye içerik girmeyi öğreniyordum. Dört yıl sonra aynı sitenin arayüzünün geliştirilmesiyle uğraşıyordum.</p>
<p>Ardından Python ile CBTC Müzik İndirici projesi üzerinde çalışmaya başladım.</p>
<p>Projenin geliştirilmesi bugün de devam ediyor. Windows sürümü geliştirilmeye devam ederken Android sürümü üzerinde de çalışmalar sürüyor.</p>
<p>2007&#8217;de başkasının geliştirdiği bir programı JAWS ile kullanabilmek benim için önemliyken bugün kendi yazılım projem üzerinde çalışıyor olmam, teknolojiyle kurduğum ilişkinin ne kadar değiştiğini gösteriyor.</p>
<h2>Teknoloji gelişti; peki erişilebilirlik sorunu bitti mi?</h2>
<p>Hayır.</p>
<p>Bugün kullandığımız ekran okuyucular çok daha fazla imkân sunuyor. Akıllı telefonlar yerleşik erişilebilirlik özellikleriyle geliyor. Yapay zekâ görseller hakkında açıklamalar üretebiliyor ve teknik bir sorun yaşadığımızda bilgiye ulaşmak geçmişe göre çok daha kolay olabiliyor.</p>
<p>Fakat ekran okuyucuyla kullanılamayan uygulamalar hâlâ karşımıza çıkıyor. Etiketi bulunmayan düğmeler, düzgün hazırlanmamış formlar ve erişilebilirlik düşünülmeden oluşturulmuş web siteleri hâlâ var.</p>
<p>Bu nedenle teknolojik gelişmeyle erişilebilirliği birbirinin aynısı olarak görmemek gerekiyor.</p>
<p>Bir uygulamanın yapay zekâ kullanması o uygulamayı kendiliğinden erişilebilir yapmaz. Erişilebilirlik, ürünün tasarım ve geliştirme sürecinin başından itibaren düşünülmelidir.</p>
<p>Web tarafında bunun yıllardır oluşturulmuş kuralları bulunuyor. <a href="https://www.w3.org/WAI/tutorials/images/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">W3C Web Accessibility Initiative</a>, örneğin bilgi veya işlev taşıyan görseller için uygun metin alternatifleri sağlanmasını öngörüyor. Böylece görseldeki bilgi ekran okuyucu tarafından seslendirilebiliyor veya Braille olarak sunulabiliyor.</p>
<p>Yapay zekâ bunlara yardımcı olabilir ancak bunların yerini almamalıdır.</p>
<h2>Peki nereden nereye geldik?</h2>
<p>Ben bu sorunun cevabını yalnızca bilgisayarların işlemci hızında, telefonların özelliklerinde veya ekran okuyucuların sürüm numaralarında aramıyorum.</p>
<p>Kendi teknoloji yolculuğuma baktığımda değişimi daha açık görebiliyorum.</p>
<p>MSN&#8217;de JAWS ile mesajlaşmaktan internet radyosunda yayın yapmaya; mesaj göndermek için bilgisayarın başına geçmekten WhatsApp sayesinde cebimdeki telefonla iletişim kurmaya geldim.</p>
<p>Fotoğrafları birbirine karıştırmamak için galerimde kendi yöntemimi uygularken bugün yapay zekâdan bir görsel hakkında açıklama alabiliyorum.</p>
<p>Bir zamanlar ücretsiz servislerde web sitesi kurmayı denerken bugün kendi web sitemin arayüzü üzerinde çalışabiliyorum. Bir sunucunun nasıl kurulacağını bir başkasının anlatımıyla öğrenirken zaman içerisinde sunucuda karşılaştığım sorunları araştırıp çözmeye başladım.</p>
<p>Ve bir zamanlar başkalarının geliştirdiği programları ekran okuyucuyla kullanırken bugün kendi yazılım projemi geliştirmeye çalışıyorum.</p>
<p>Benim açımdan görme engelliler için teknolojideki gerçek ilerlemeyi yalnızca cihazların ne kadar geliştiğiyle ölçmek yeterli değil. Önemli olan, bütün bu gelişmelerin bağımsız olarak neler yapabilmemize imkân verdiği.</p>
<p>Yaklaşık yirmi yıllık kendi teknoloji yolculuğuma baktığımda değişimi en iyi anlatan şey benim için şu:</p>
<p><strong>Bir zamanlar başkalarının geliştirdiği teknolojileri nasıl kullanacağımı öğreniyordum. Bugün ise kullandığım teknolojilerin nasıl geliştirildiğini öğreniyor ve kendi projelerimi ortaya çıkarmaya çalışıyorum.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Programlama Evi: Türkçe Yazılım ve Programlama İçerikleri İçin Yeni Bir Platform</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/programlama-evi-turkce-yazilim-ve-programlama-icerikleri-icin-yeni-bir-platform/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Sep 2026 18:08:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji İçeriklerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcabitci.com.tr/?p=316</guid>

					<description><![CDATA[Programlama Evi; Türkçe programlama dersleri, yazılım rehberleri ve kod örneklerini bir araya getiren, kullanıcıların da kendi bilgi ve deneyimleriyle içerik üretebildiği bağımsız bir teknoloji platformudur.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yazılım dünyasında öğrenmenin sonu yok. Yeni bir programlama dili, farklı bir teknoloji, karşılaştığımız bir hata ya da geliştirdiğimiz bir çözüm bizi sürekli yeni şeyler öğrenmeye yönlendiriyor. Bu süreçte özellikle Türkçe, anlaşılır ve uygulamaya dönük kaynakların önemli olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bu yazımda sizlere tam da bu noktadan hareket eden <a href="https://www.programlamaevi.com.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Programlama Evi</a> platformundan bahsetmek istiyorum.</p>
<h2>Programlama Evi Nedir?</h2>
<p>Programlama Evi; programlama, web teknolojileri ve yazılım geliştirme üzerine Türkçe içeriklerin yayımlandığı bir teknoloji platformu. Ancak siteyi yalnızca yazılım makalelerinin bulunduğu klasik bir blog olarak değerlendirmek doğru olmaz.</p>
<p>Platformun dikkatimi çeken taraflarından biri, bilgiyi yalnızca okuyucuya ulaştırmak yerine kullanıcıların da üretim sürecine katılmasına imkân vermesi. Başka bir ifadeyle Programlama Evi&#8217;nde bir konuyu öğrenebilir, kod örneklerini inceleyebilir ve kendi bilgi ve deneyimlerinizi başkalarıyla paylaşabilirsiniz.</p>
<h2>Programlama Evi&#8217;nde Hangi Konular Yer Alıyor?</h2>
<p>Programlama Evi&#8217;ndeki içerikler farklı yazılım alanlarına göre kategorilere ayrılıyor. Bunlar arasında Frontend, Backend, Veritabanı, CMS, Sunucu ve Sistemler ile API ve Entegrasyon gibi başlıklar bulunuyor.</p>
<p>Bu yapı, özellikle belirli bir alanda bilgi arayan kullanıcıların kendilerini ilgilendiren içeriklere daha kolay ulaşabilmesi açısından oldukça kullanışlı.</p>
<p>Sitede ayrıca makaleler içerisinde arama yapılabiliyor. Böylece belirli bir teknoloji, programlama konusu veya karşılaştığınız teknik bir problem hakkında yayımlanmış içerikleri daha kolay bulabiliyorsunuz.</p>
<h2>Sadece Okumak Değil, Üretmek de Mümkün</h2>
<p>Programlama Evi&#8217;nin bence öne çıkan özelliklerinden biri de içerik üreticilerine açık olması.</p>
<p>Yazılım öğrenirken hepimizin farklı deneyimleri oluyor. Bazen saatlerce uğraştığımız bir problemin çözümünü buluyor, bazen yeni öğrendiğimiz küçük bir yöntemle işlerimizi çok daha kolay hâle getirebiliyoruz. Böyle bilgilerin yalnızca kişide kalması yerine başkalarıyla paylaşılması, Türkçe yazılım kaynaklarının gelişmesine de katkı sağlıyor.</p>
<p>Programlama Evi bu noktada kullanıcıların kendi teknik içeriklerini hazırlayarak platforma katkıda bulunabilmesine imkân tanıyor. İçerikler, kullanıcının yetkisine bağlı olarak doğrudan yayımlanabiliyor veya editör kontrolünden geçtikten sonra yayına alınabiliyor.</p>
<h2>İçerik Üreticisi Olmak</h2>
<p>Programlama Evi&#8217;nde yalnızca okuyucu olarak bulunmak zorunda değilsiniz. Yazılım alanında bildiklerinizi, öğrendiklerinizi ve deneyimlerinizi paylaşmak istiyorsanız içerik üreticisi olarak platforma katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p>Programlama Evi&#8217;nde içerik üreticisi olma sürecinin anlatıldığı videoyu aşağıdan izleyebilirsiniz.</p>
<div style="position:relative;padding-bottom:56.25%;height:0;overflow:hidden;max-width:100%;">
<iframe src="https://www.youtube.com/embed/fTcsuSxxeQQ" title="Programlama Evi - İçerik Üreticisi Olmak" style="position:absolute;top:0;left:0;width:100%;height:100%;border:0;" loading="lazy" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen></iframe>
</div>
<h2>Kod Örnekleri de Paylaşılabiliyor</h2>
<p>Programlama öğrenirken teorik anlatım kadar kodun nasıl uygulandığını görmek de önemli. Programlama Evi&#8217;nin bu konuda sunduğu özelliklerden biri de kod örneklerinin paylaşılabilmesi.</p>
<p>Bu bölüm sayesinde geliştiriciler hazırladıkları kod örneklerini diğer kullanıcılarla paylaşabiliyor. Böylece platform yalnızca uzun makalelerden oluşan bir kaynak olmaktan çıkıp doğrudan uygulanabilir örneklerin de bulunabileceği bir yapıya kavuşuyor.</p>
<h2>Türkçe Teknik İçerik Neden Önemli?</h2>
<p>Yazılım alanındaki kaynakların önemli bir bölümü İngilizce. Bir yazılımcının İngilizce teknik kaynaklardan yararlanabilmesi elbette önemli; ancak bu durum Türkçe teknik içerik üretiminin gereksiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>
<p>Özellikle programlamaya yeni başlayan kişiler için kendi dilinde hazırlanmış, anlaşılır ve uygulamalı içerikler öğrenme sürecini kolaylaştırabiliyor. Bunun yanında Türkçe teknik terminolojinin ve yazılım topluluğunun gelişmesi açısından da kaliteli Türkçe içeriklerin çoğalmasını değerli buluyorum.</p>
<h2>Erişilebilirlik de Unutulmamalı</h2>
<p>Bir web sitesinin yalnızca içerik açısından zengin olması yeterli değil. Sunulan bilginin mümkün olduğunca fazla kullanıcı tarafından erişilebilir olması da önemli.</p>
<p>Web erişilebilirliği denildiğinde yalnızca engelli kullanıcıları düşünmemek gerekiyor. Klavye ile kullanılabilen bir arayüz, doğru oluşturulmuş başlık hiyerarşisi, anlaşılır bağlantılar, form alanlarının doğru etiketlenmesi ve ekran okuyucu teknolojileriyle uyumluluk gibi çalışmalar daha kullanılabilir bir web deneyiminin parçalarıdır.</p>
<p>Programlama Evi gibi teknik bilgi paylaşımını amaçlayan platformlarda erişilebilirliğin dikkate alınmasını özellikle önemli buluyorum. Çünkü bilgi paylaşımının temelinde, mümkün olduğunca fazla insanın o bilgiye ulaşabilmesi olmalı.</p>
<h2>Programlama Evi&#8217;nin Arkasındaki İsim: Sadık Özdoğan</h2>
<p>Programlama Evi, Sadık Özdoğan tarafından hayata geçirilen bağımsız bir teknoloji ve eğitim projesi. Projenin arkasında web teknolojileri alanında uzun yıllara dayanan bir çalışma ve deneyim bulunuyor.</p>
<p>Platformun amacı yalnızca hazır içerikler yayımlamak değil; zaman içerisinde farklı geliştiricilerin de katkı sağlayabileceği, Türkçe teknik bilginin üretildiği ve paylaşıldığı bir ortam oluşturmak.</p>
<p>Programlama Evi&#8217;nin kuruluş amacı ve proje hakkındaki daha ayrıntılı bilgilere <a href="https://www.programlamaevi.com.tr/hakkimizda/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Programlama Evi Hakkımızda</a> sayfasından ulaşabilirsiniz.</p>
<h2>Benim Değerlendirmem</h2>
<p>Programlama Evi&#8217;nde benim dikkatimi çeken nokta, sitenin yalnızca hazır bilgiyi sunan bir yapı yerine bilgiyi paylaşmaya ve birlikte üretmeye açık bir platform oluşturmayı hedeflemesi oldu.</p>
<p>Bir yazılımcının öğrendiği küçük bir bilgi bile başka bir geliştiricinin saatler süren bir problemini çözebilir. Bu nedenle yazılım dünyasında bilgi paylaşımının önemli olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Programlama Evi henüz gelişmekte olan bir proje. Dolayısıyla bugün gördüğümüz yapı zaman içerisinde yeni içerikler, kod örnekleri ve farklı içerik üreticilerinin katkılarıyla çok daha kapsamlı bir kaynağa dönüşebilir.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Türkçe programlama içeriklerinin çoğalması, yalnızca yazılıma yeni başlayanlar açısından değil, deneyimli geliştiricilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşabilmesi açısından da önemli.</p>
<p>Programlama Evi de programlama derslerini, yazılım rehberlerini, kod örneklerini ve topluluk tarafından üretilen içerikleri aynı çatı altında toplamaya çalışan yeni bir platform olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Programlama ve yazılım geliştirmeyle ilgileniyorsanız platformu inceleyebilir, yayımlanan içeriklerden yararlanabilir ve dilerseniz kendi bilgi ve deneyimlerinizle içerik üretimine katkıda bulunabilirsiniz.</p>
<p><strong>Programlama Evi:</strong><br />
<a href="https://www.programlamaevi.com.tr/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">www.programlamaevi.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ImageFileX: Görsel Araçlardan WordPress’e</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/imagefilex-web-araclari-wordpress-eklentisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2026 19:35:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji İçeriklerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcabitci.com.tr/?p=306</guid>

					<description><![CDATA[ImageFileX’in web araçlarından WordPress eklentisine uzanan gelişimini, sunduğu görsel işleme özelliklerini ve OZD ImageFileX eklentisini yakından inceliyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette bir görselle çalışmaya başladığımızda iş çoğu zaman düşündüğümüz kadar basit ilerlemiyor. Görselin formatını değiştirmek, boyutunu küçültmek, belirli ölçülere göre kırpmak ya da sosyal medya için yeniden hazırlamak gerekebiliyor. Bunların her biri için farklı araçlar kullanmak da bir süre sonra yorucu hâle geliyor.</p>
<p>Sadık Özdoğan tarafından geliştirilen <strong>ImageFileX</strong> tam da bu noktada ortaya çıkan bir proje. Görsellerle ilgili farklı işlemleri daha kolay ve ulaşılabilir hâle getirmeyi amaçlayan proje, yalnızca web üzerinde çalışan araçlarla sınırlı kalmıyor. ImageFileX&#8217;in bugün bir de WordPress kullanıcıları için geliştirilen <strong>OZD ImageFileX</strong> eklentisi bulunuyor.</p>
<p>Bu yazıda hem ImageFileX&#8217;in web tarafına hem de WordPress eklentisine yakından bakalım.</p>
<h2>ImageFileX Nedir?</h2>
<p><a href="https://www.imagefilex.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>ImageFileX</strong></a>, görseller üzerinde ihtiyaç duyulan farklı işlemleri mümkün olduğunca kolaylaştırmayı amaçlayan web tabanlı bir platform.</p>
<p>Aslında projenin çıkış noktasını anlamak çok zor değil. Günümüzde bir internet sitesi yönetiyorsanız, blog yazıyorsanız veya sosyal medya için içerik hazırlıyorsanız görsellerle mutlaka uğraşıyorsunuz. Elinizdeki görsel bazen yanlış formatta oluyor, bazen ölçüleri kullanacağınız yere uymuyor, bazen de dosya üzerinde farklı bir işlem yapmanız gerekiyor.</p>
<p>Her işlem için ayrı bir araç aramak yerine bunları aynı proje çatısı altında gerçekleştirebilmek, ImageFileX&#8217;in temel düşüncesini oluşturuyor.</p>
<h2>ImageFileX Neler Sunuyor?</h2>
<p>ImageFileX&#8217;in web tarafında görseller üzerinde farklı işlemler yapmaya yönelik araçlar bir araya getiriliyor. Buradaki amaç yalnızca teknik kullanıcıların yararlanabileceği karmaşık bir sistem oluşturmak değil; günlük olarak görsellerle çalışan kullanıcıların da ihtiyaç duydukları araca kolayca ulaşabilmesini sağlamak.</p>
<p>Bu yaklaşım özellikle içerik üretirken oldukça anlamlı. Çünkü çoğu zaman istediğimiz şey çok basit: Elimizdeki görseli hazırlamak ve işimize devam etmek. Bunun için karmaşık programlarla veya birbirinden farklı internet siteleriyle uğraşmak istemiyoruz.</p>
<p>ImageFileX&#8217;i benim açımdan ilgi çekici yapan noktalardan biri de bu. Proje, tek bir görsel aracına odaklanmak yerine zaman içerisinde farklı ihtiyaçlara cevap verebilecek bir yapı oluşturmaya çalışıyor.</p>
<h2>ImageFileX&#8217;in WordPress Tarafı</h2>
<p>Bir web projesinin zaman içerisinde gelişmesi güzel; fakat ortaya çıkan fikrin farklı kullanım alanlarına taşınması bence daha da önemli. ImageFileX&#8217;te de bunun bir örneğini görüyoruz.</p>
<p>Projenin web tarafında edinilen yaklaşım, <strong>OZD ImageFileX</strong> ile WordPress&#8217;e taşınmış durumda.</p>
<h3>OZD ImageFileX Nedir?</h3>
<p><a href="https://wordpress.org/plugins/ozd-imagefilex/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>OZD ImageFileX – Image Converter &amp; Text Graphics</strong></a>, görsellerle ilgili çeşitli işlemlerin doğrudan WordPress yönetim paneli içerisinden yapılabilmesi için geliştirilmiş açık kaynaklı bir eklenti.</p>
<p>Eklentinin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. WordPress&#8217;te bir yazı hazırlarken veya Medya Kütüphanesi&#8217;ndeki görsellerle çalışırken, basit bir düzenleme için yönetim panelinden çıkıp başka bir hizmet aramak yerine işlemi doğrudan kendi siteniz içerisinde gerçekleştirebiliyorsunuz.</p>
<h2>OZD ImageFileX&#8217;in Özellikleri</h2>
<h3>Görsel Formatlarını Dönüştürme</h3>
<p>OZD ImageFileX; JPEG, PNG ve WebP gibi yaygın görsel formatlarıyla çalışabiliyor. Kullanılan sunucunun gerekli desteği sağlaması durumunda AVIF formatında çıktı almak da mümkün.</p>
<p>Bu özellik özellikle web sitelerinde farklı görsel formatlarıyla çalışanlar açısından kullanışlı. Elinizdeki görseli uygun bir formata dönüştürmek için WordPress&#8217;ten ayrılmanız gerekmiyor.</p>
<h3>Boyutlandırma ve Kırpma</h3>
<p>Bir görselin yalnızca formatını değiştirmek her zaman yeterli olmuyor. Bazen belirli bir genişliğe veya yüksekliğe ihtiyacımız oluyor, bazen de görseli kesin ölçülere göre kırpmamız gerekiyor.</p>
<p>OZD ImageFileX içerisinde genişlik, yükseklik ve çıktı kalitesi gibi değerler belirlenebiliyor. Böylece görseli kullanılacağı alana göre hazırlamak mümkün hâle geliyor.</p>
<h3>Toplu Görsel İşleme</h3>
<p>Tek bir görselle uğraşırken birkaç işlem yapmak büyük bir sorun olmayabilir. Ancak onlarca görsel söz konusu olduğunda aynı işlemleri tek tek tekrarlamak ciddi zaman kaybettirebilir.</p>
<p>OZD ImageFileX bu nedenle toplu işlem desteği de sunuyor. Tek seferde 30 görsele kadar işlem gerçekleştirilebiliyor. Sunucuda ZipArchive desteği bulunması durumunda ortaya çıkan dosyalar ZIP biçiminde de indirilebiliyor.</p>
<h3>Sosyal Medya Ölçüleri</h3>
<p>Instagram, Facebook ve LinkedIn gibi platformlarda kullanılacak görseller için farklı ölçülere ihtiyaç duyulabiliyor. Eklentide yaygın sosyal medya ölçülerinin hazır seçenekler hâlinde sunulması, özellikle düzenli içerik hazırlayanların işini kolaylaştırabilecek küçük ama kullanışlı ayrıntılardan biri.</p>
<h3>Metinden Görsel Oluşturma</h3>
<p>OZD ImageFileX&#8217;in dikkat çeken özelliklerinden biri de metinden görsel oluşturabilmesi.</p>
<p>Bir metni görsele dönüştürürken yazı tipi, yazı boyutu, kalınlık, renk, hizalama, boşluk ve satır yüksekliği gibi çeşitli ayarlar yapılabiliyor. Bu sayede basit bir duyuru, alıntı veya sosyal medya görseli hazırlamak için WordPress dışına çıkmadan çalışmak mümkün.</p>
<p>Eklentinin kurulumu, kullanımı ve özellikleri hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler, Sadık Özdoğan&#8217;ın hazırladığı <a href="https://www.sadikozdogan.com.tr/ozd-imagefilex-eklentisi.html" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>OZD ImageFileX kurulum ve kullanım rehberini</strong></a> inceleyebilir.</p>
<h2>Görseller Nasıl İşleniyor?</h2>
<p>Bir görsel işleme aracını kullanırken benim önemli bulduğum konulardan biri de yüklediğimiz dosyaların nasıl işlendiği. Özellikle WordPress gibi kendi sunucumuz üzerinde çalışan bir sistemde bunun açık ve anlaşılır olması önemli.</p>
<p>OZD ImageFileX&#8217;te görsel ve metin işleme işlemleri kullanıcının kendi WordPress sunucusunda gerçekleştiriliyor. İşlem yapmak için ayrıca bir ImageFileX hesabına veya API anahtarına ihtiyaç duyulmuyor.</p>
<p>Eklenti, standart görsel işlemlerinde WordPress&#8217;in kendi görsel düzenleme altyapısından yararlanıyor. Kullanılan sunucunun yapılandırmasına göre GD veya Imagick devreye girebiliyor.</p>
<p>Bir başka güzel ayrıntı ise Medya Kütüphanesi&#8217;ndeki orijinal görsellerin üzerine yazılmaması. Yapılan işlemin sonucunda yeni bir dosya oluşturuluyor ve kaynak görsel korunuyor. Böylece sonradan fikrinizi değiştirseniz bile orijinal dosyanız elinizde kalıyor.</p>
<h2>Web Platformu ile WordPress Eklentisi Arasındaki Fark Ne?</h2>
<p>Burada iki tarafı birbirinden ayırmak gerekiyor. ImageFileX web platformu ile OZD ImageFileX aynı düşüncenin parçaları olsa da kullanım şekilleri farklı.</p>
<p><strong>ImageFileX web platformu</strong>, tarayıcı üzerinden kullanılabiliyor. Yani yararlanmak için bir WordPress sitesine sahip olmanız gerekmiyor.</p>
<p><strong>OZD ImageFileX</strong> ise WordPress kullanan site sahiplerine ve içerik üreticilerine yönelik. Görsellerle ilgili işlemleri doğrudan WordPress yönetim paneli içerisinde yapabilmek üzerine kurulmuş.</p>
<p>Kısacası biri web üzerinden genel kullanıma yönelik araçlar sunarken diğeri aynı yaklaşımı WordPress çalışma ortamına taşıyor. Bu nedenle ikisini birbirinin alternatifi olarak değil, aynı projenin birbirini tamamlayan iki tarafı olarak görmek daha doğru.</p>
<h2>Erişilebilirlik ve Kullanılabilirlik de Önemli</h2>
<p>Bir yazılımı değerlendirirken yalnızca kaç özelliğe sahip olduğuna bakmanın yeterli olmadığını düşünüyorum. O özelliklere ne kadar kolay ulaşabildiğimiz de en az işlevler kadar önemli.</p>
<p>Anlaşılır menüler, doğru etiketlenmiş form alanları, klavyeyle kullanılabilen kontroller ve yardımcı teknolojilerle uyumlu bir yapı yalnızca belirli bir kullanıcı grubuna değil, aslında herkese daha iyi bir deneyim sunuyor.</p>
<p>Bu nedenle ImageFileX gibi gelişmeye devam eden projelerde yeni araçların yanında kullanılabilirlik ve erişilebilirliğin de gözetilmesini önemli buluyorum. Bir aracın gerçekten kullanışlı olabilmesi, yalnızca yapabildikleriyle değil, kullanıcıların bunları ne kadar rahat yapabildiğiyle de ilgili.</p>
<h2>Bir Fikirden Daha Kapsamlı Bir Projeye</h2>
<p>ImageFileX&#8217;in bugün geldiği noktaya baktığımızda yalnızca bir görsel dönüştürme aracından söz etmiyoruz. Bir tarafta farklı kullanıcıların tarayıcı üzerinden yararlanabileceği web araçları, diğer tarafta WordPress kullanıcıları için geliştirilen bir eklenti bulunuyor.</p>
<p>Bence projenin asıl dikkat çekici yanı da burada. Bir ihtiyaçtan doğan fikir, tek bir araç olarak kalmak yerine farklı kullanım alanlarına doğru genişliyor.</p>
<p>Elbette her yazılım projesinde olduğu gibi ImageFileX&#8217;in de zaman içerisinde gelişecek, değişecek ve yeni özellikler kazanacak tarafları olacaktır. Fakat web araçlarından başlayıp WordPress&#8217;in resmi eklenti ekosistemine kadar uzanan bu gelişim, projenin geldiği noktayı göstermesi açısından değerli.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p><strong>ImageFileX</strong>, görsellerle çalışırken sık karşılaşılan işlemleri kolaylaştırma düşüncesinden doğan ve zaman içerisinde kapsamını genişleten bir proje.</p>
<p>Web tarafında farklı görsel araçlarını bir araya getirirken OZD ImageFileX ile aynı yaklaşımı WordPress kullanıcılarına da taşıyor. Görsel dönüştürme, yeniden boyutlandırma, kırpma, toplu işlem, sosyal medya ölçüleri ve metinden görsel oluşturma gibi özelliklerin tek bir çalışma düzeni içerisinde sunulması özellikle düzenli olarak içerik üretenler için kullanışlı olabilir.</p>
<p>Ben bağımsız olarak geliştirilen projelerin zaman içerisinde yeni alanlara açılmasını değerli buluyorum. ImageFileX&#8217;in web araçlarından WordPress eklentisine uzanan yolculuğu da bunun güzel örneklerinden biri. Bundan sonraki süreçte projenin nasıl gelişeceğini ve hangi yeni araçların ekleneceğini görmek ise ayrıca merak konusu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Görme Engelli Bir Birey Yazılımcı Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/gorme-engelli-yazilimci-olabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 21:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji İçeriklerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcabitci.com.tr/?p=298</guid>

					<description><![CDATA[Görme engelli bireyler yazılımcı olabilir mi? Ekran okuyucularla kod yazmaktan yazılım eğitimine, hata ayıklamadan yapay zekâya kadar görme engelli bir yazılımcının imkânlarını ve karşılaştığı engelleri ele alıyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji artık hayatımızın hemen her alanında yer alıyor. Kullandığımız internet sitelerinden mobil uygulamalara, bankacılık sistemlerinden günlük işlerimizi kolaylaştıran programlara kadar pek çok teknolojinin arkasında yazılımcılar bulunuyor.</p>
<p><strong>Peki görme engelli bir birey yazılımcı olabilir mi?</strong></p>
<p>Bu soru ilk duyulduğunda bazı insanlara şaşırtıcı gelebilir. Çünkü bilgisayar kullanmak hâlâ büyük ölçüde ekrana bakmakla ilişkilendiriliyor. Konu yazılımcılığa geldiğinde ise bu düşünce daha da belirginleşiyor.</p>
<p>Yüzlerce, hatta binlerce satır kodun bulunduğu bir ekranı göremeyen kişi bu kodları nasıl yazacak, nasıl okuyacak ve ortaya çıkan hataları nasıl düzeltecek?</p>
<p>Aslında bu sorunun cevabı, bilgisayarın yalnızca gözle kullanılan bir araç olmadığını anlamakla başlıyor.</p>
<p>Görme engelli bireyler, ekran okuyucu adı verilen yardımcı teknolojiler sayesinde bilgisayarları büyük ölçüde klavye üzerinden kullanabiliyor. Ekrandaki metinler, menüler, düğmeler ve erişilebilir diğer öğeler ekran okuyucu tarafından seslendiriliyor.</p>
<p>Bu sayede görme engelli bir kullanıcı internette gezinebildiği gibi metin yazabiliyor, dosyalarını yönetebiliyor, kod editörlerini kullanabiliyor, terminal üzerinde çalışabiliyor ve kullanılan araçlar erişilebilir olduğu sürece yazılım geliştirebiliyor.</p>
<h2>Web Tasarımından Yazılımcılığa</h2>
<p>Daha önce kaleme aldığım <strong>“Görme Engelliler Web Tasarım Yapabilir mi?”</strong> başlıklı yazımda konunun web tasarım ve geliştirme tarafını ele almıştım.</p>
<p>O yazımda şu ifadeye yer vermiştim:</p>
<blockquote>
<p>“Bu dillerin kodlarının yazımı görsel bir tasarıma dayalı olmadığından, görme engelliler rahatlıkla kodlama yapabilir.”</p>
</blockquote>
<p>Söz konusu yazıda ekran okuyuculardan klavye kullanımına, kod editörlerinden erişilebilirlik araçlarına kadar özellikle web geliştirme üzerinde durmuştum.</p>
<p>Önceki yazımı okumak isteyenler <a href="https://www.kgrthaber.com/gorme-engelliler-web-tasarim-yapabilir-mi" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Görme Engelliler Web Tasarım Yapabilir mi?</strong></a> başlıklı yazıma göz atabilir.</p>
<p>Ancak web geliştirme, yazılım dünyasının yalnızca bir bölümüdür.</p>
<p>Yazılımcılık; web uygulamalarından masaüstü programlarına, mobil uygulamalardan sunucu tarafında çalışan sistemlere, veri tabanlarından farklı programlama dillerine kadar oldukça geniş bir çalışma alanını kapsıyor.</p>
<p>Bu nedenle bu kez meseleyi web tasarımının dışına çıkararak daha geniş bir açıdan ele almak istiyorum:</p>
<p><strong>Görme engelli bir birey gerçekten yazılımcı olabilir mi?</strong></p>
<h2>Yazılım Geliştirmek İçin Görmek Gerekir mi?</h2>
<p>Programlama, her şeyden önce problem çözme işidir.</p>
<p>Bir yazılımcıdan yalnızca bilgisayara birtakım komutlar yazması beklenmez. Karşısındaki problemi anlaması, onu daha küçük parçalara ayırması, uygun çözüm yöntemini belirlemesi ve düşündüğü çözümü bilgisayarın anlayabileceği bir yapıya dönüştürmesi gerekir.</p>
<p>Bir değişkenin hangi değeri taşıyacağı, belirli bir koşul gerçekleştiğinde programın nasıl davranacağı veya bir fonksiyonun hangi işlemleri gerçekleştireceği görsel olarak değil, mantıksal olarak değerlendirilir.</p>
<p>Örneğin bir yazılımcının karşısına şu sorular çıkabilir: Kullanıcı yanlış şifre girdiğinde uygulama ne yapacak? Bir dosya bulunamadığında hangi hata gösterilecek? İnternet bağlantısı kesildiğinde program nasıl davranacak? Bir veri, veri tabanına kaydedilmeden önce hangi kontrollerden geçirilecek?</p>
<p>Bu problemlerin çözümü kişinin ekranı görüp görmemesine bağlı değildir.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcının bilgisayarla çalışma yöntemi, gören bir yazılımcının yönteminden farklı olabilir. Ancak ikisinin çözmeye çalıştığı problem ve ulaşmak istediği sonuç aynıdır.</p>
<h2>Ekran Okuyucuyla Kod Nasıl Yazılır ve Okunur?</h2>
<p>Görme engelli yazılımcılarla ilgili en fazla merak edilen konulardan biri kodun nasıl okunabildiğidir.</p>
<p>Ekran okuyucu yazılımlar yalnızca internet sayfalarını veya belgeleri okumak için kullanılmaz. Kod editörü erişilebilir olduğu sürece yazılan kodlar da ekran okuyucu aracılığıyla takip edilebilir.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcı klavye komutları yardımıyla satırlar, kelimeler ve karakterler arasında hareket edebilir. Gerektiğinde noktalama işaretlerini tek tek dinleyebilir, bir değişkenin veya fonksiyonun adını arayabilir ve çalışmak istediği bölüme doğrudan ulaşabilir.</p>
<p>Burada önemli bir yanlış anlamayı da düzeltmek gerekiyor.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcının binlerce satırlık kodu her defasında başından sonuna kadar dinlemesi gerekmez.</p>
<p>Zaten büyük bir yazılım projesinde gören bir yazılımcı da bütün dosyaları ve bütün kod satırlarını sürekli baştan sona okumaz. Projeler belirli dosyalara, sınıflara, fonksiyonlara ve bileşenlere ayrılır. Yazılımcı üzerinde çalışması gereken bölümü belirleyerek doğrudan ilgili kod parçasına ulaşır.</p>
<p>Görme engelli yazılımcı da aynı çalışma mantığını ekran okuyucu ve klavye aracılığıyla uygular.</p>
<h2>Klavye ve Erişilebilir Yazılım Araçlarının Önemi</h2>
<p>Bilgisayar kullanımında fare oldukça yaygın olsa da pek çok işlem yalnızca klavyeyle gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Görme engelli kullanıcılar bilgisayar kullanımında çoğunlukla klavye kısayollarından yararlanır. Dosya açmak, kod içerisinde arama yapmak, satırlar arasında hareket etmek, farklı dosyalara geçmek, terminal çalıştırmak veya açık pencereler arasında dolaşmak için fare kullanmak zorunlu değildir.</p>
<p>Klavye kullanımına hâkim olmak, yazılım geliştirme sürecinde önemli bir avantaj da sağlayabilir.</p>
<p>Ancak burada önemli bir şart bulunuyor: <strong>Kullanılan geliştirme aracının erişilebilir olması gerekir.</strong></p>
<p>Bir programda yalnızca fareyle kullanılabilen bölümlerin bulunması, düğmelerin ekran okuyucu tarafından doğru şekilde tanımlanmaması veya bazı menülere klavyeyle ulaşılamaması görme engelli bir yazılımcının çalışma sürecini ciddi şekilde zorlaştırabilir.</p>
<p>Bu noktada önemli bir gerçekle karşılaşıyoruz.</p>
<p><strong>Görme engelli bir bireyin yazılım geliştirmesinin önündeki engel her zaman görme kaybı değildir. Bazen asıl engel, kullandığı yazılımın erişilebilir biçimde geliştirilmemiş olmasıdır.</strong></p>
<h2>Erişilebilirlik Yalnızca Engelli Bireyler İçin midir?</h2>
<p>Erişilebilirlik denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak engelli bireyler geliyor. Oysa erişilebilirlik, yalnızca belirli bir kullanıcı grubunu ilgilendiren bir konu değildir.</p>
<p>Bir yazılımın erişilebilir olması; farklı yeteneklere, ihtiyaçlara, cihazlara ve kullanım koşullarına sahip insanların o yazılıma mümkün olduğunca rahat, anlaşılır ve bağımsız biçimde erişebilmesini amaçlar.</p>
<p>Elbette görme, işitme veya hareket engeli bulunan bireyler açısından erişilebilirlik büyük önem taşır. Ekran okuyucuyla kullanılamayan bir internet sitesi, klavyeyle ulaşılamayan bir düğme veya altyazısı bulunmayan bir video bazı kullanıcıların içeriğe erişmesini doğrudan engelleyebilir.</p>
<p>Ancak erişilebilir tasarımın sağladığı kolaylıklar yalnızca engelli bireylerle sınırlı değildir.</p>
<p>Örneğin kolunu geçici olarak kullanamayan bir kişi bilgisayarını yalnızca klavyeyle kullanmak zorunda kalabilir. Gürültülü bir ortamda bulunan kullanıcı videodaki konuşmaları duyamadığı için altyazıya ihtiyaç duyabilir. Telefonunu güneş altında kullanan bir kişi düşük kontrast nedeniyle ekrandaki yazıları okumakta zorlanabilir.</p>
<p>Bu örnekler erişilebilirliğin kalıcı engellerin yanında geçici veya içinde bulunulan koşullardan kaynaklanan ihtiyaçlara da çözüm sağlayabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Bir yazılımcı açısından erişilebilirlik ise daha geliştirme aşamasında düşünülmesi gereken konulardan biridir.</p>
<p>Bir internet sitesindeki görsellere açıklayıcı alternatif metinler eklemek, form alanlarını anlaşılır biçimde etiketlemek, yeterli renk kontrastı kullanmak, işlemlerin yalnızca fareye bağlı kalmadan klavyeyle de yapılabilmesini sağlamak ve video içeriklerine altyazı eklemek erişilebilirliğin günlük yazılım geliştirme sürecindeki örneklerinden bazılarıdır.</p>
<p>Web erişilebilirliği konusunda geliştiricilere yol gösteren en önemli standartlardan biri <strong>WCAG (Web Content Accessibility Guidelines)</strong>, Türkçesiyle <strong>Web İçeriği Erişilebilirlik Yönergeleri</strong>dir. WCAG, internet sitelerinin ve dijital içeriklerin farklı kullanıcılar tarafından daha erişilebilir hâle getirilmesi için temel ilkeler ve ölçütler ortaya koyar.</p>
<p>Fakat erişilebilirliği yalnızca birtakım standartları yerine getirmek olarak görmek de yeterli değildir.</p>
<p>Bir yazılım teknik olarak belirli erişilebilirlik kurallarını karşılıyor olsa bile gerçek kullanım sırasında kullanıcıların karşısına farklı sorunlar çıkabilir. Bu nedenle geliştiricinin mümkün olduğunca farklı kullanım biçimlerini düşünmesi, yazılımını klavyeyle ve erişilebilirlik araçlarıyla test etmesi önemlidir.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcının kullandığı geliştirme araçlarının erişilebilir olması ne kadar önemliyse, ortaya çıkardığı yazılımın farklı kullanıcılar tarafından erişilebilir olması da aynı ölçüde önemlidir.</p>
<p>Çünkü erişilebilirlik, yalnızca engelli bireyler için sonradan eklenen özel bir özellik değildir.</p>
<p><strong>Erişilebilirlik; daha fazla insanın teknolojiye ulaşabilmesini sağlayan, kullanılabilirliği güçlendiren ve iyi yazılım geliştirmenin önemli parçalarından birini oluşturan bir yaklaşımdır.</strong></p>
<h2>Görme Engelli Bireyler Yazılım Eğitimi Alabilir mi?</h2>
<p>Görme engelli bir bireyin yazılımcı olabilmesi yalnızca kendi imkânlarıyla programlama öğrenmesine bağlı değildir.</p>
<p>Görme engelli öğrenciler üniversitelerde yazılım ve bilgisayar teknolojileriyle ilgili bölümlerde eğitim alabilir, akademik olarak bu alanda ilerleyebilir ve aldıkları eğitimi mesleğe dönüştürebilir.</p>
<p>Programlama eğitiminin önemli bir bölümü metin tabanlı kodlar, algoritmalar ve problem çözme üzerine kuruludur. Derslerde kullanılan programlama dilleri, geliştirme ortamları ve eğitim materyalleri erişilebilir olduğunda görme engelli bir öğrenci kod yazabilir, ödevlerini hazırlayabilir ve yazılım projeleri geliştirebilir.</p>
<p>Ancak burada eğitim kurumlarına da önemli sorumluluklar düşüyor.</p>
<p>Ders materyallerinin erişilebilir biçimlerde sunulması, eğitim sırasında kullanılan yazılımların erişilebilirliğinin dikkate alınması ve yalnızca görsel yöntemlerle aktarılan bilgilerin alternatif yollarla öğrenciye ulaştırılması gerekir.</p>
<p>Özellikle akış şemaları, grafikler, bazı matematiksel gösterimler ve görsel arayüzlerin incelendiği derslerde farklı erişilebilirlik yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir.</p>
<p>Bunlar, görme engelli bir öğrencinin yazılım eğitimi alamayacağı anlamına gelmez. Tam tersine, eğitim yöntemlerinin öğrencinin bilgiye erişebileceği biçimde düzenlenmesi gerektiğini gösterir.</p>
<p>Dolayısıyla görme engelli bir öğrencinin önünde yalnızca kendi kendine programlama öğrenmek gibi bir seçenek bulunmuyor. Üniversitede eğitim alabilir, belirli bir yazılım alanında uzmanlaşabilir ve profesyonel olarak çalışabilir.</p>
<p>Bu noktada sorulması gereken soru belki de <strong>“Görme engelli biri yazılım okuyabilir mi?”</strong> değildir.</p>
<p>Asıl soru şudur:</p>
<p><strong>Eğitim kurumları, görme engelli bir öğrencinin yazılım eğitiminin bütün aşamalarına eşit şekilde katılabilmesi için ne kadar erişilebilir bir ortam sunuyor?</strong></p>
<h2>Hata Ayıklama Süreci</h2>
<p>Yazılım geliştirmek yalnızca kod yazmaktan ibaret değildir.</p>
<p>Bazen birkaç dakikada yazılan bir kodun neden çalışmadığını anlamak için çok daha uzun süre araştırma yapmak gerekebilir. Bu nedenle hata ayıklama, yazılım geliştirmenin doğal ve önemli bir parçasıdır.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcı da programların oluşturduğu hata mesajlarını ekran okuyucu aracılığıyla okuyabilir.</p>
<p>Hatanın bulunduğu dosya, ilgili satır bilgisi, terminal çıktıları, günlük kayıtları ve uygulamanın oluşturduğu diğer hata mesajları incelenerek problemin kaynağı araştırılabilir.</p>
<p>Örneğin uygulama belirli bir değişkenin tanımlanmadığını söylüyorsa önemli olan hata mesajını gözle görmek değildir. Mesajın ne anlama geldiğini anlayabilmek, ilgili kod bölümünü bulabilmek ve hatanın kaynağını çözebilmektir.</p>
<p>Özellikle terminal tabanlı araçların çoğunun metinsel çıktılar üretmesi, ekran okuyucu kullanan geliştiriciler için bazı işlemleri oldukça kullanışlı hâle getirebilir.</p>
<h2>Programlama Dilini Engel Durumu Belirlemez</h2>
<p>Görme engellilere özel bir programlama dili yoktur.</p>
<p>Görme engelli bir geliştirici HTML, CSS, JavaScript ve PHP ile çalışabileceği gibi Python, Java, C#, Kotlin veya farklı programlama dillerini de kullanabilir.</p>
<p>Hangi programlama dilinin tercih edileceğini kişinin görme durumu değil, geliştirmek istediği proje ve uzmanlaşmak istediği alan belirler.</p>
<p>Web uygulaması geliştirmek isteyen bir yazılımcının tercih edeceği teknolojilerle mobil uygulama geliştirmek isteyen bir yazılımcının kullandığı araçlar farklı olabilir. Masaüstü uygulamalar, veri tabanları veya sunucu taraflı sistemler üzerinde çalışan geliştiriciler de ihtiyaçlarına göre farklı teknolojilerden yararlanabilir.</p>
<p>Buradaki temel mesele kullanılan programlama dilinin adı değil; o dilin mantığını öğrenebilmek, doğru şekilde kullanabilmek ve gerekli geliştirme araçlarına erişebilmektir.</p>
<h2>Terminal ve Sunucu Yönetimi</h2>
<p>Yazılımcılık yalnızca bir kod editöründe program yazmaktan ibaret değildir.</p>
<p>Özellikle web uygulamaları ve sunucu taraflı sistemler geliştiren kişilerin zaman zaman terminal kullanması gerekir.</p>
<p>Dosya işlemleri yapmak, servislerin durumunu kontrol etmek, yazılım paketleri kurmak, günlük kayıtlarını incelemek veya geliştirilen uygulamayı bir sunucu üzerinde çalıştırmak gibi pek çok işlem komut satırı aracılığıyla gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Terminalin büyük ölçüde metin tabanlı olması, ekran okuyucu kullanıcıları açısından avantaj sağlayabilir.</p>
<p>Görme engelli bir geliştirici gerekli teknik bilgiye sahip olduğu sürece uzak bir sunucuya bağlanabilir, komut çalıştırabilir, yapılandırma dosyalarını düzenleyebilir ve uygulamasının sunucu tarafındaki süreçlerini yönetebilir.</p>
<p>Elbette sunucu yönetimi başlı başına bir uzmanlık alanıdır. Bu alanda çalışabilmek, görme durumundan bağımsız olarak gerekli teknik bilginin ve deneyimin edinilmesini gerektirir.</p>
<h2>Masaüstü ve Mobil Uygulama Geliştirme</h2>
<p>Görme engelli bir yazılımcının web geliştirebilmesi, yalnızca bu alanda çalışabileceği anlamına gelmez.</p>
<p>Masaüstü bilgisayarlar için programlar geliştirilebilir; aynı şekilde mobil cihazlara yönelik uygulamalar üzerinde de çalışılabilir.</p>
<p>Burada da temel konulardan biri kullanılan geliştirme ortamının erişilebilirliğidir.</p>
<p>Kod yazmak mümkün olduğu hâlde uygulamanın arayüzünü oluşturmak için kullanılan bazı görsel araçlar ekran okuyucuyla yeterince erişilebilir olmayabilir. Böyle durumlarda arayüzü kod üzerinden oluşturmak, klavyeyle kullanılabilen alternatif yöntemlerden yararlanmak veya gerektiğinde farklı kontrol yöntemlerine başvurmak gerekebilir.</p>
<p>Görme engelli bir geliştiricinin kullanıcı olarak sahip olduğu deneyim, geliştirdiği uygulamaların erişilebilirliği açısından da önemli bir katkı sağlayabilir.</p>
<p>Ekran okuyucuyla kullanılamayan düğmelerin, etiketsiz kontrollerin veya klavyeyle ulaşılamayan bölümlerin kullanıcı açısından ne kadar ciddi sorun oluşturduğunu bizzat deneyimleyen bir geliştirici, kendi projelerinde erişilebilirliği daha başlangıç aşamasında dikkate alabilir.</p>
<h2>Yapay Zekâ Yazılım Geliştirmeyi Nasıl Etkiliyor?</h2>
<p>Son yıllarda yapay zekâ destekli araçların yaygınlaşması, yazılım geliştirme yöntemlerinde de önemli değişikliklere yol açtı.</p>
<p>Kod açıklamak, hata mesajlarını değerlendirmek, bir fonksiyon için alternatif çözüm yolları üretmek veya uzun bir kod içerisinde problemin kaynağını araştırmak gibi pek çok işlemde yapay zekâdan destek alınabiliyor.</p>
<p>Bu imkânlar görme engelli geliştiriciler açısından da önemli fırsatlar sunuyor.</p>
<p>Örneğin görsel bir arayüz hakkında açıklama alınabilir, bir ekran görüntüsündeki sorun değerlendirilebilir, erişilebilirlik problemi araştırılabilir veya karmaşık bir hata çıktısının ne anlama geldiği açıklatılabilir.</p>
<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:</p>
<p><strong>Yapay zekâ kullanmak, programlama bilgisine artık ihtiyaç olmadığı anlamına gelmez.</strong></p>
<p>Yapay zekânın oluşturduğu kod hatalı olabilir, güvenlik problemi içerebilir veya projenin mevcut yapısıyla uyumsuz çalışabilir. Bu nedenle geliştiricinin üretilen kodu anlayabilmesi, test edebilmesi ve gerektiğinde değiştirebilmesi gerekir.</p>
<p>Yapay zekâyı yazılımcının yerine geçen bir sistem olarak değil, geliştirme sürecini destekleyen araçlardan biri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.</p>
<h2>Teknik Engeller Kadar Önyargılar da Var</h2>
<p>Teknoloji geliştikçe bazı engeller azalıyor. Ancak teknolojiyle doğrudan çözülemeyen başka bir sorun daha var: <strong>önyargılar.</strong></p>
<p>“Ekranı görmeden nasıl kod yazacak?”, “Programın arayüzünü nasıl hazırlayacak?” veya “Bir hata olduğunda nasıl anlayacak?” gibi sorular, çoğu zaman kişinin bilgi ve becerileri görülmeden sorulabiliyor.</p>
<p>Elbette görme engelli bir yazılımcının zorlanabileceği alanlar vardır.</p>
<p>Bazı geliştirme araçları erişilebilir olmayabilir. Görsel tasarımın değerlendirilmesinde farklı yöntemlere veya desteğe ihtiyaç duyulabilir. Bazı işlemler gören bir geliştiriciye göre daha farklı bir çalışma yöntemi gerektirebilir.</p>
<p>Bunları yok saymak gerçekçi olmaz.</p>
<p>Fakat bu zorluklardan hareket ederek bir insanın yazılım geliştiremeyeceği sonucuna ulaşmak da doğru değildir.</p>
<p>Bir yazılımcıyı değerlendirirken önce engel durumuna değil; teknik bilgisine, öğrenme becerisine, problem çözme yeteneğine ve ortaya koyduğu projelere bakmak gerekir.</p>
<h2>Sonuç: Kod Görmekten Önce Düşünmeyi Gerektirir</h2>
<p>Başlangıçta sorduğumuz soruya yeniden dönelim:</p>
<p><strong>Görme engelli bir birey yazılımcı olabilir mi?</strong></p>
<p>Evet, olabilir.</p>
<p>Kendi imkânlarıyla programlama öğrenebilir, üniversitelerde yazılım ve bilgisayar alanlarında eğitim alabilir, web uygulamaları geliştirebilir, masaüstü ve mobil programlar üzerinde çalışabilir, terminal kullanabilir, sunucu yönetebilir ve farklı yazılım teknolojilerinde uzmanlaşabilir.</p>
<p>Bu, görme engelli bir yazılımcının hiçbir güçlükle karşılaşmayacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Erişilebilir olmayan geliştirme araçları, görsel ağırlıklı uygulamalar, erişilebilir hazırlanmayan eğitim materyalleri ve insanların sahip olduğu önyargılar zaman zaman ciddi engeller oluşturabilir.</p>
<p>Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:</p>
<p><strong>Bir işi farklı bir yöntemle yapmak, o işi yapamamak değildir.</strong></p>
<p>Gören bir yazılımcı kodunu ekrandan okuyabilir. Görme engelli bir yazılımcı aynı kodu ekran okuyucuyla dinleyebilir. Biri fare kullanırken diğeri klavye kısayollarından yararlanabilir.</p>
<p>Kullanılan yöntemler farklıdır; fakat ulaşılmak istenen sonuç aynıdır.</p>
<p>Çünkü yazılımcılığı belirleyen temel unsur, insanın ekrandaki kodu gözleriyle görmesi değildir.</p>
<p><strong>Önemli olan karşısındaki problemi anlayabilmesi, çözüm üretebilmesi ve düşündüğü çözümü çalışan bir yazılıma dönüştürebilmesidir.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
