<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>karaman &#8211; Sadece Yorumlamıyorum. Hissettiğimi Yazıyorum.</title>
	<atom:link href="https://www.ahmetcabitci.com.tr/tag/karaman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 07 Aug 2025 03:47:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>
	<item>
		<title>“Ben Ters Oturamam, Bu Toplum Düz Düşünemez”</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ben-ters-oturamam-bu-toplum-duz-dusunemez/</link>
					<comments>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ben-ters-oturamam-bu-toplum-duz-dusunemez/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmetcabitci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 03:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<category><![CDATA[karaman]]></category>
		<category><![CDATA[karamanoğlu mehmetbey üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[otobüs yolculuğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmetcabitci.com.tr/?p=244</guid>

					<description><![CDATA[“Ben Ters Oturamam, Bu Toplum Düz Düşünemez” Merhaba sevgili okurlarım, Bayağıdır yazmıyordum değil mi? Kabul edeyim, hem işler yoğunlaştı hem de insan bazen içini dökecek kelimeleri toparlayamıyor. Ama bugün öyle bir olay yaşadım ki, anlatmazsam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Ben Ters Oturamam, Bu Toplum Düz Düşünemez”<br />
Merhaba sevgili okurlarım,<br />
Bayağıdır yazmıyordum değil mi?<br />
Kabul edeyim, hem işler yoğunlaştı hem de insan bazen içini dökecek kelimeleri toparlayamıyor. Ama bugün öyle bir olay yaşadım ki, anlatmazsam olmaz. Hani bazı günler vardır ya, sıradan başlar ama sonunda “bu da yaşandı” dersin…</p>
<h2> İşte öyle bir gündü. </h2>
<p>Sabah kahvaltımı ettim, üzerime düzgün bir şeyler geçirdim, niyetim ne? Sevdiğim bir ağabeyimi ziyarete gitmek. Bazen bir muhabbet, bir çay, bir yüz görmek bile iyi geliyor insana. İşte bu güzel niyetle evden çıktım, durağa yürüdüm, otobüs geldi. Her şey normal. Kapı açıldı, ben de usulca bindim. Şoför abiye de selam verdim, “Selamünaleyküm abi,” dedim.<br />
Dedim ama&#8230;<br />
Karşılık? Yok.<br />
Bir “aleyküm selam” çok mu zor yahu? Hadi onu geçtim, bir kafa sallamak bile yeterdi. Ama şoför abimiz, sanki görünmezmişim gibi davrandı. Belki o da kötü bir sabaha uyanmıştır, kim bilir? Ama insanın görünmemesi bazen var olmamaktan daha ağır geliyor.<br />
İçeri doğru ilerledim, boş koltuk arıyorum. O sırada arkalardan biri seslendi:<br />
“Arka taraf boş, otur.”<br />
Ses tonundan öyle emredici ki, bir an kendimi askeriyede zannettim.<br />
Ama ben de gayet nazikçe cevap verdim:<br />
“Abi teşekkür ederim ama ters oturamıyorum.”<br />
Yani ters koltukta yolculuk yapmak bana göre değil. Midem çalkalanıyor, başım dönüyor.<br />
İnsan sonuçta kendi vücudunu bilir değil mi?<br />
Ama bizim ağabey ısrarcı çıktı. “Otur otur, boş orada,” diyor hâlâ.<br />
Ben de tekrar anlattım:<br />
“Abi rahatsız oluyorum ters koltukta, vallahi gidemem.”<br />
Yani bir koltuğa oturamadığım için bu kadar savunma yapmak da bana kaldı ya, neyse…<br />
Ayaktayım hâlâ. Geldim şoför abinin yanına kadar.<br />
Dedim ki içimden: “Hazır buradayken bir hâl hatır sorayım da ortam biraz ısınsın.”<br />
Dedim ama… Keşke demeseydim.<br />
Ağzımdan “Nasılsın abi?” lafı çıkar çıkmaz bir terslenme:</p>
<h2> “Sen benim nasıl olduğumu ne yapacaksın?! Otur şuraya, düşüp şaşacaksın, başıma bela olacaksın!” </h2>
<p>Şaka yapmıyorum. Cümle bu.<br />
Bir an donup kaldım.<br />
Yani sadece “İyiyim kardeşim, sağ ol” demek ne kadar zor olabilir?<br />
Ben ne sordum ki?<br />
Gündemle ilgili bir yorum mu istedim? Yok.<br />
Maaşını mı sordum? Asla.<br />
Kalbini kırdım mı? Hayır.<br />
Sadece bir “nasılsın” dedim ya… O kadar.<br />
İçimden şöyle dedim:<br />
“Demek ki bu devirde hal hatır sormanın da cezası varmış. İnsan, insana bir ‘iyisin inşallah’ bile diyemiyor artık.<br />
Ya bu insanlar ‘soğuk davranışlar’ kursuna mı yazılıyorlar, nedir?”<br />
Bir şey daha fark ettim.<br />
Bazı insanlar hâlâ engelli bireyleri bir yük olarak görüyor.<br />
Sadece fiziksel anlamda değil, psikolojik olarak da “yük” gibi hissettirmeye çalışıyorlar.<br />
Oysa biz sadece koltuk yönüne göre değil, hayata göre de sağlam durmaya çalışan insanlarız.<br />
Ben ters koltukta oturamıyorum diye suçlu muyum?<br />
Hayır.<br />
Ama biri bana bağırınca “sen başıma bela olacaksın” diyorsa, işte orada dur derim.<br />
Ters koltukta midem bulanabilir.<br />
Ama insanlık dediğimiz o ince çizgi yoksa, kalbim bulanıyor.<br />
Bu yazıyı okuyorsan ve diyorsan ki “ben böyle değilim”, ne güzel.<br />
Ama eğer bu yazıda azıcık bile kendini gördüysen, dön bir düşün:<br />
Bir insanı dinlemek, anlamaya çalışmak, gülümsemek…<br />
Zor değil.<br />
Üstelik bedava.<br />
İnanın en pahalı şey empati değil, önyargıdır.<br />
Empati kazandırır.<br />
Önyargı kaybettirir.<br />
Ben o otobüste düşmedim, bayılmadım, bela da olmadım.<br />
Ama şoför abinin kalbinde empati eksikliği vardı, onu hissettim.<br />
Bugün biri daha benden bir “nasılsın” bekleyecekse, ben yine soracağım.<br />
Yine güleceğim, yine anlatacağım.<br />
Çünkü ben inatla nezaketten vazgeçmeyeceğim.<br />
Bu toplumda hâlâ iyi insanlar var, bunu biliyorum.<br />
Ve biliyor musunuz?<br />
Ben ters oturamıyorum ama çok şükür dik durabiliyorum.<br />
Kimsenin bakışına, bağırışına eğilmiyorum.<br />
Çünkü mesele koltuk yönü değil, yürek yönüdür.<br />
Benden bugünlük bu kadar.<br />
Bir gün belki aynı otobüse bineriz.<br />
Eğer beni görürseniz, yanıma gelip bir “Nasılsın?” deyin olur mu?<br />
Cevabım hazır:<br />
“İyiyim kardeşim. Sen nasılsın?</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ben-ters-oturamam-bu-toplum-duz-dusunemez/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UMUDA VE DESTEĞE SUSAMIŞ BİR YÜREK</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/umuda-ve-destege-susamis-bir-yurek/</link>
					<comments>https://www.ahmetcabitci.com.tr/umuda-ve-destege-susamis-bir-yurek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmetcabitci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 22:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<category><![CDATA[görme engelli ahmet çabıtçı]]></category>
		<category><![CDATA[ibrala haber]]></category>
		<category><![CDATA[karaman]]></category>
		<category><![CDATA[karaman belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[karaman gündem]]></category>
		<category><![CDATA[karaman haber]]></category>
		<category><![CDATA[karaman postası]]></category>
		<category><![CDATA[karaman valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[karamanoğlu mehmetbey üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kgrt haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmetcabitci.com.tr/?p=239</guid>

					<description><![CDATA[UMUDA VE DESTEĞE SUSAMIŞ BİR YÜREK içimden yükselen bir çığlık olarak yazıyorum. Bu, bir isyan değil; yılmışlığın, yorulmuşluğun ama hâlâ tükenmemiş umudun ifadesidir. Kalem elimde değil, yüreğimde… Ve her harf, bir parça kırılmışlığı, bir parça [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>UMUDA VE DESTEĞE SUSAMIŞ BİR YÜREK<br />
 içimden yükselen bir çığlık olarak yazıyorum. Bu, bir isyan değil; yılmışlığın, yorulmuşluğun ama hâlâ tükenmemiş umudun ifadesidir. Kalem elimde değil, yüreğimde… Ve her harf, bir parça kırılmışlığı, bir parça direnişi taşıyor.</p>
<h2> Umutluyuz şükür. </h2>
<p>Sabaha umutla uyanmıştım. İçimde küçük bir sevinç, “Belki bu kez olur” diyordum. Ama olmadı. Yine olmadı. Hayat, bana bir kez daha sırtını döndü. Sanki neye elimi atsam elimde kalıyor. Çalışmak istiyorum, başvurular yapıyorum, ama her defasında önüme aynı duvar örülüyor. Hep aynı cümleler:</p>
<h4> “Sen görme engellisin.” </h4>
<p>“Seni alırsak fazladan para vermemiz gerekir.”<br />
“Biz daha çok palet taşıyacak, temizlik yapacak birini arıyoruz.”<br />
“Seni alırsak masa başına koymamız lazım, o pozisyon dolu.”</p>
<p>İnanın bu sözleri işitmek, sadece hayallerimi değil, onurumu da örseliyor. Beni sadece gözlerime indirgemek, aklımı, emeğimi, yeteneklerimi yok saymak demektir.<br />
Ben bir engelli bireyim, evet. Ama aynı zamanda üç üniversite bitirmiş bir bireyim. Radyocuyum. Yazarım. Üreticisiyim. Yazdığım her satırı klavyede tıkır tıkır yazıyor, ekran okuyucu programımla düzenliyorum. Noktasına, virgülüne kadar kendim koyuyorum. Yazılarımı yayımlıyor, blogumda paylaşıyorum. Yani evet, görme engelliyim ama çalışabilirim.<br />
Beni farklı kılan, gözlerimin görmemesi değil; hayata karşı susmayan inancımdır. Ben bu şehirde bir değerim. Karaman’da doğdum, Karaman’da büyüdüm. Bu toprakların çocuğuyum. Ama yıllardır Karaman bana kucak açmadı. Şu koskoca şehirde bir Ahmet Çabıtçı’ya yer bulunamaması neyle açıklanabilir?<br />
Yalnızca övgü istemiyorum. “Sen çok başarılısın, aferin” sözleri bana iş kazandırmıyor. Ben alkış değil, el istiyorum. Yanımda duran bir omuz, yolumu açan bir el, bana güvenen bir işveren arıyorum. İnanın, fazla değil.</p>
<h4> Ve şimdi açık açık seslenmek istiyorum: </h4>
<p>Sayın Valimize,<br />
Sayın Belediye Başkanımıza,<br />
KGRT Gazetesi, Karaman Gündem, Karaman Postası, Karaman Haber, Karamandan, İbrala Haber ve tüm yerel basın mensuplarına…<br />
Ben Ahmet Çabıtçı’yım. Siz beni az çok tanıyorsunuz. Yazdım, çizdim, katkı sundum. Ama artık sadece “duyduk”, “görüyoruz” demeniz yetmiyor.<br />
Artık “Ahmet Çabıtçı da bir yere yerleşmeli” deme zamanıdır.<br />
Ben sosyal medyada yazıyorum, anlatıyorum. Ama sadece 100–200 kişi görüp geçiyor. Neden kimse paylaşmıyor? Neden kimse destek olmuyor?<br />
Bu suskunluk daha ne kadar sürecek?<br />
İnsanlar neden susuyor? Neden görüp de sessiz kalıyor?<br />
Ben yanarken, siz ne kadar daha duymazlıktan geleceksiniz?<br />
Şunu unutmayın:<br />
Sessiz kalmak da bir tercihtir.<br />
Ve bazen bir insanın yok sayılması, açıkça reddedilmesinden daha çok acıtır.<br />
Ama ben yılmayacağım.<br />
Yazmaya devam edeceğim.<br />
Gazetelerde, kişisel web sitemde, sosyal medyada sesimi duyurmaya devam edeceğim.<br />
Siz beni duyuncaya ve bir işe yerleşinceye kadar susmayacağım.<br />
Ve bir şey daha…<br />
Farkında mısınız? Ben bu yazıyı yazabiliyorum.<br />
Düzenleyebiliyorum.<br />
Yayımlayabiliyorum.<br />
Ortada engel yok!<br />
Yolumu açan ekran okuyucu sesli programımla her şeyi kendim yapıyorum.<br />
Tek ihtiyacım olan, bana güvenmeniz.</p>
<h4> Son sözüm şu: </h4>
<p>Haydi gelin…<br />
Gelin birlikte olalım.<br />
Bu mücadelemde siz de yanımda olun.<br />
Birlikte başaralım.<br />
Birlikte ses getirelim.<br />
Bu sadece benim değil,<br />
Görmezden gelinen herkesin mücadelesidir.<br />
öneri ve görüşlerinizi bekliyorum.<br />
saygılarımla: ahmet çabıtçı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmetcabitci.com.tr/umuda-ve-destege-susamis-bir-yurek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parayla Hizmet Değil, Sorun Satıyorlar</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/parayla-hizmet-degil-sorun-satiyorlar/</link>
					<comments>https://www.ahmetcabitci.com.tr/parayla-hizmet-degil-sorun-satiyorlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmetcabitci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 15:48:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[teknoleji üzerine yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[karaman]]></category>
		<category><![CDATA[Parayla Hizmet Değil]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[sanalsunucu]]></category>
		<category><![CDATA[Sorun Satıyorlar]]></category>
		<category><![CDATA[teknoleji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmetcabitci.com.tr/?p=231</guid>

					<description><![CDATA[Parayla Hizmet Değil, Sorun Satıyorlar Merhaba sevgili okurlar, Bugün sizlerle alışılmışın dışında bir konuya değinmek istiyorum. Aslında bu yazı, hepimizin bir şekilde hayatında karşılaştığı bir durumun, belki de yıllardır süregelen bir ihmalin yansımasıdır. Siz hiç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Parayla Hizmet Değil, Sorun Satıyorlar<br />
Merhaba sevgili okurlar,<br />
Bugün sizlerle alışılmışın dışında bir konuya değinmek istiyorum. Aslında bu yazı, hepimizin bir şekilde hayatında karşılaştığı bir durumun, belki de yıllardır süregelen bir ihmalin yansımasıdır.<br />
Siz hiç parasını ödediğiniz bir hizmeti kullanamadınız mı? Eminim çoğunuz bu soruya “evet” cevabını verecektir. Ama ben bugün size öyle bir deneyimden bahsedeceğim ki, yalnızca hizmetin kalitesizliği değil, arkasındaki umursamazlık ve sorumsuzluk da insanın sinirlerini alt üst ediyor.</p>
<h3> Satarken Güzel, Sonrası Sessizlik </h3>
<p>Bir firmadan hizmet alıyorsunuz. Ücretini eksiksiz ödüyorsunuz. Reklamlarında vaat ettikleri şeylerin cazibesine kapılıyorsunuz: 7/24 destek, kesintisiz hizmet, müşteri memnuniyeti… Ne var ki gerçekler bu söylemlerin çok uzağında.<br />
Hizmeti kullanmak istiyorsunuz ama kullanamıyorsunuz. Teknik bir sorun yaşanıyor. Bu noktaya kadar her şey normal olabilir. Asıl sorun ne biliyor musunuz? O andan sonra yaşanan büyük sessizlik…<br />
Destek sistemine mesaj yazıyorsunuz, gece gündüz demeden ulaşmaya çalışıyorsunuz, ama ne geri dönüş var ne de bir ilgi emaresi. Bir gün değil, iki gün değil… Saatler geçiyor, hatta günler geçiyor ama çözüm hâlâ yok. Ne açıklama yapılıyor ne özür diliyorlar. Adeta görünmez bir duvara yazı yazmışsınız gibi…</p>
<h3> Hizmet Sorumluluktur, Keyfiyet Değil </h3>
<p>Burada konuşmamız gereken şey yalnızca bir hizmetin aksaması değil. Mesele daha büyük:<br />
İş etiği, sorumluluk, müşteri memnuniyeti ve kurumsal vicdan.<br />
Bu kavramlar artık ne yazık ki birçok firma için sadece pazarlama cümlelerinden ibaret. Hizmeti sunmakla sorumluluğun bittiğini sanıyorlar. Oysa asıl sorumluluk, hizmetin sorunsuz işlediğinden ve sorun çıktığında arkasında durulduğundan emin olmaktır.</p>
<h4> Bir Haftalık Çileye Tahammül, Sonrası Değişim </h4>
<p>Ben şu anda bu yazıyı yazarken, hizmet süremde yalnızca bir haftam kalmış durumda. Açık konuşayım, saygımdan bekliyorum. Yoksa bugün iptal etmeye hazırım. Çünkü sorun değil, ilgisizlik yıpratıyor insanı.<br />
Sürem dolduğu an, bu firmayla yollarımı ayıracağım. Daha kaliteli, daha ilgili bir hizmet sağlayıcıya geçeceğim. Çünkü şunu artık çok iyi biliyorum: Kaliteli hizmet sadece sistemle değil, insanla verilir.</p>
<p>Bu Yazı Bir Şikâyet Değil, Uyarıdır<br />
Bu yazının amacı kimseyi ifşa etmek değil. Aksine, bu yazı bir uyarı yazısıdır. Hem firmalara hem de tüketicilere…<br />
Firmalara şunu söylemek istiyorum:<br />
&#8220;Reklam değil, hizmet kaliteniz konuşulmalı. İnsanlar artık yalnızca satın alma anını değil, sonrası desteği de sorguluyor. Ve unutmayın: Kötü deneyim, iyi reklamı bastırır.&#8221;<br />
Tüketicilere ise şu hatırlatmayı yapmak istiyorum:<br />
&#8220;Bir hizmet satın alırken yalnızca fiyatına ve özelliklerine değil, firmanın arkasında durup durmadığına, geçmişte yaşananlara, müşteri memnuniyetine de bakın. Ucuz olan bazen çok pahalıya patlayabilir.&#8221;</p>
<p>Son Söz Yerine<br />
Parasıyla hizmet almak isteyen bir müşteri değilim sadece. Ben, emeğimin karşılığını ödeyen, karşılığında sadece söz verilen hizmeti talep eden bir bireyim. Bu en temel hakkım.<br />
Ve artık tek isteğim şu: Herkes işini hakkıyla yapsın.<br />
Ne fazlasını istiyoruz, ne de bedavaya bir şey&#8230;<br />
Sadece söz verilenin gerçekleştiği bir düzen istiyoruz.<br />
Sevgi ve saygılarımla,<br />
Ahmet Çabıtçı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmetcabitci.com.tr/parayla-hizmet-degil-sorun-satiyorlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Engellinin Sessiz Haykırışı: Karaman’dan Tüm Türkiye’ye</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/bir-engellinin-sessiz-haykirisi-karamandan-tum-turkiyeye/</link>
					<comments>https://www.ahmetcabitci.com.tr/bir-engellinin-sessiz-haykirisi-karamandan-tum-turkiyeye/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmetcabitci]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 00:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></category>
		<category><![CDATA[görme engelli ahmet çabıtçı]]></category>
		<category><![CDATA[işçağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[karaman]]></category>
		<category><![CDATA[karaman aile sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[karaman işkur]]></category>
		<category><![CDATA[karaman valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[karamanbelediyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ahmetcabitci.com.tr/?p=226</guid>

					<description><![CDATA[merhaba sevgili okurlarım size yeni bir yazıyla daha merhaba demek istiyorum okuyunca duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyorum Ben Ahmet Çabıtçı. Görme engelliyim. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>merhaba sevgili okurlarım size yeni bir yazıyla daha merhaba demek istiyorum<br />
okuyunca duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyorum<br />
Ben Ahmet Çabıtçı. Görme engelliyim.<br />
Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum.<br />
Şu anda Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde öğrenimime devam ediyorum.<br />
Bilgisayar alanında kendimi geliştiriyorum çünkü gelişime açık bir bireyim. Sadece görmüyorum.<br />
Hayatım boyunca birçok zorlukla karşılaştım. Ancak en çok zorlandığım konu, hayata eşit katılım sağlayamamak oldu.<br />
İçimde uzun süredir taşıdığım bir istek var: Ben de çalışmak istiyorum.<br />
İnsan yalnızca yaşamakla değil, üretmekle, katkı sunmakla da var olur.<br />
Ben de bu topluma katkı sunmak, üretmek, fayda sağlamak istiyorum.<br />
Ne zaman bir iş arayışına girsem, karşıma görünmez duvarlar çıkıyor.<br />
“Sen bunu yapamazsın” deniyor.<br />
Oysa bilgisayar kullanabiliyor, yazı yazabiliyor, araştırma yapabiliyor, içerik üretebiliyorum.<br />
Yeteneğimi, emeğimi ve isteğimi bir iş ortamında değerlendirmek istiyorum.<br />
Karaman gibi şehirlerde engelli bireylerin iş bulması, büyükşehirlere kıyasla daha zor.<br />
Çoğu zaman engelli bireylere “yardıma muhtaç” bir gözle bakılıyor.</p>
<h3> Oysa biz yardım değil, fırsat istiyoruz </h3>
<p>.<br />
Çevremdekiler zaman zaman iyi niyetle &#8220;EKPSS&#8217;ye çalış, atanırsın&#8221; diyor.<br />
Elbette bu sınav bir imkândır. Ancak herkes için eşit şartlar sunmuyor.<br />
Puanlar çok yüksek, kontenjanlar oldukça sınırlı.<br />
Üstelik sadece engelli bireyler değil, birçok üniversite mezunu da atama bekliyor.<br />
Bu da gösteriyor ki, sadece diploma sahibi olmak ya da bir sınava girmek her zaman çözüm olmuyor.<br />
İş bulmak için daha fazla istihdam alanına, toplumsal duyarlılığa ve gerçek eşitliğe ihtiyaç var.<br />
Ben eğitimime devam ediyor, kendimi geliştirmeyi sürdürüyorum.<br />
Çünkü üretmeye, çalışmaya ve fayda sağlamaya olan isteğim hiç bitmedi.</p>
<h3> Bu yazıyı bir serzeniş olarak değil, bir çağrı olarak kaleme alıyorum </h3>
<p>.<br />
< Özellikle Karaman’daki işverenlere, yöneticilere, yerel basına ve duyarlı vatandaşlara seslenmek istiyorum:
Engelli bireyler yalnızca evde oturmak için değil; üretmek, katkı sağlamak, hayata karışmak için vardır.
Bir bilgisayarın başında veri girişi yapabilirim.
Bir çağrı merkezinde çalışabilirim.
İçerik üretebilir, dijital ortamlarda katkı sunabilirim.
Yeter ki gözlerim görmese de, kalbimi görenler olsun.
Bu talep sadece bana ait değil.
Benim gibi pek çok kişi, benzer bir istekle kapıları aralamaya çalışıyor.
 


<h4> Son Sözüm: </h4>
<p>Karaman’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum:<br />
Çalışmak istiyorum. Destek görmek istiyorum. Güven duyulmak istiyorum.<br />
Yalnızca hayatta kalmak değil, hayata dâhil olmak istiyoruz.<br />
Bize bu fırsatı sunan herkese saygı duyarız.<br />
Yeter ki bize bir şans verilsin.<br />
Bir düşünün:<br />
İşe girmişsiniz.<br />
Toplumun her alanında yer alıyorsunuz.<br />
Hayata eşit katılıyorsunuz.<br />
Ne kadar kıymetli değil mi?<br />
Ben kimseye el açmıyorum.<br />
Kimseden para istemiyorum.<br />
Sadece emeğimin karşılığını almak istiyorum.<br />
Her yolu denedim, her kapıyı çaldım.<br />
Lütfen elinizi vicdanınıza koyun.<br />
Bu sese kulak verin.<br />
Herkes “bakarız, ederiz” diyor…<br />
Ama sonuç olmuyor.<br />
Kimse sessiz kalmasın.<br />
Benim bir işe ihtiyacım var.<br />
Ben sadece destek istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.ahmetcabitci.com.tr/bir-engellinin-sessiz-haykirisi-karamandan-tum-turkiyeye/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
