<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ahmet çabıtçı &#8211; Ahmet Çabıtçı</title>
	<atom:link href="https://www.ahmetcabitci.com.tr/author/ahmetcabitci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr</link>
	<description>Resmî Web Sitesi</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Sep 2026 17:19:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.1</generator>
	<item>
		<title>Görme Engelli Bir Birey Yazılımcı Olabilir mi?</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/gorme-engelli-yazilimci-olabilir-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 21:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji İçeriklerim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcabitci.com.tr/?p=298</guid>

					<description><![CDATA[Görme engelli bireyler yazılımcı olabilir mi? Ekran okuyucularla kod yazmaktan yazılım eğitimine, hata ayıklamadan yapay zekâya kadar görme engelli bir yazılımcının imkânlarını ve karşılaştığı engelleri ele alıyoruz.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teknoloji artık hayatımızın hemen her alanında yer alıyor. Kullandığımız internet sitelerinden mobil uygulamalara, bankacılık sistemlerinden günlük işlerimizi kolaylaştıran programlara kadar pek çok teknolojinin arkasında yazılımcılar bulunuyor.</p>
<p><strong>Peki görme engelli bir birey yazılımcı olabilir mi?</strong></p>
<p>Bu soru ilk duyulduğunda bazı insanlara şaşırtıcı gelebilir. Çünkü bilgisayar kullanmak hâlâ büyük ölçüde ekrana bakmakla ilişkilendiriliyor. Konu yazılımcılığa geldiğinde ise bu düşünce daha da belirginleşiyor.</p>
<p>Yüzlerce, hatta binlerce satır kodun bulunduğu bir ekranı göremeyen kişi bu kodları nasıl yazacak, nasıl okuyacak ve ortaya çıkan hataları nasıl düzeltecek?</p>
<p>Aslında bu sorunun cevabı, bilgisayarın yalnızca gözle kullanılan bir araç olmadığını anlamakla başlıyor.</p>
<p>Görme engelli bireyler, ekran okuyucu adı verilen yardımcı teknolojiler sayesinde bilgisayarları büyük ölçüde klavye üzerinden kullanabiliyor. Ekrandaki metinler, menüler, düğmeler ve erişilebilir diğer öğeler ekran okuyucu tarafından seslendiriliyor.</p>
<p>Bu sayede görme engelli bir kullanıcı internette gezinebildiği gibi metin yazabiliyor, dosyalarını yönetebiliyor, kod editörlerini kullanabiliyor, terminal üzerinde çalışabiliyor ve kullanılan araçlar erişilebilir olduğu sürece yazılım geliştirebiliyor.</p>
<h2>Web Tasarımından Yazılımcılığa</h2>
<p>Daha önce kaleme aldığım <strong>“Görme Engelliler Web Tasarım Yapabilir mi?”</strong> başlıklı yazımda konunun web tasarım ve geliştirme tarafını ele almıştım.</p>
<p>O yazımda şu ifadeye yer vermiştim:</p>
<blockquote>
<p>“Bu dillerin kodlarının yazımı görsel bir tasarıma dayalı olmadığından, görme engelliler rahatlıkla kodlama yapabilir.”</p>
</blockquote>
<p>Söz konusu yazıda ekran okuyuculardan klavye kullanımına, kod editörlerinden erişilebilirlik araçlarına kadar özellikle web geliştirme üzerinde durmuştum.</p>
<p>Önceki yazımı okumak isteyenler <a href="https://www.kgrthaber.com/gorme-engelliler-web-tasarim-yapabilir-mi" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>Görme Engelliler Web Tasarım Yapabilir mi?</strong></a> başlıklı yazıma göz atabilir.</p>
<p>Ancak web geliştirme, yazılım dünyasının yalnızca bir bölümüdür.</p>
<p>Yazılımcılık; web uygulamalarından masaüstü programlarına, mobil uygulamalardan sunucu tarafında çalışan sistemlere, veri tabanlarından farklı programlama dillerine kadar oldukça geniş bir çalışma alanını kapsıyor.</p>
<p>Bu nedenle bu kez meseleyi web tasarımının dışına çıkararak daha geniş bir açıdan ele almak istiyorum:</p>
<p><strong>Görme engelli bir birey gerçekten yazılımcı olabilir mi?</strong></p>
<h2>Yazılım Geliştirmek İçin Görmek Gerekir mi?</h2>
<p>Programlama, her şeyden önce problem çözme işidir.</p>
<p>Bir yazılımcıdan yalnızca bilgisayara birtakım komutlar yazması beklenmez. Karşısındaki problemi anlaması, onu daha küçük parçalara ayırması, uygun çözüm yöntemini belirlemesi ve düşündüğü çözümü bilgisayarın anlayabileceği bir yapıya dönüştürmesi gerekir.</p>
<p>Bir değişkenin hangi değeri taşıyacağı, belirli bir koşul gerçekleştiğinde programın nasıl davranacağı veya bir fonksiyonun hangi işlemleri gerçekleştireceği görsel olarak değil, mantıksal olarak değerlendirilir.</p>
<p>Örneğin bir yazılımcının karşısına şu sorular çıkabilir: Kullanıcı yanlış şifre girdiğinde uygulama ne yapacak? Bir dosya bulunamadığında hangi hata gösterilecek? İnternet bağlantısı kesildiğinde program nasıl davranacak? Bir veri, veri tabanına kaydedilmeden önce hangi kontrollerden geçirilecek?</p>
<p>Bu problemlerin çözümü kişinin ekranı görüp görmemesine bağlı değildir.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcının bilgisayarla çalışma yöntemi, gören bir yazılımcının yönteminden farklı olabilir. Ancak ikisinin çözmeye çalıştığı problem ve ulaşmak istediği sonuç aynıdır.</p>
<h2>Ekran Okuyucuyla Kod Nasıl Yazılır ve Okunur?</h2>
<p>Görme engelli yazılımcılarla ilgili en fazla merak edilen konulardan biri kodun nasıl okunabildiğidir.</p>
<p>Ekran okuyucu yazılımlar yalnızca internet sayfalarını veya belgeleri okumak için kullanılmaz. Kod editörü erişilebilir olduğu sürece yazılan kodlar da ekran okuyucu aracılığıyla takip edilebilir.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcı klavye komutları yardımıyla satırlar, kelimeler ve karakterler arasında hareket edebilir. Gerektiğinde noktalama işaretlerini tek tek dinleyebilir, bir değişkenin veya fonksiyonun adını arayabilir ve çalışmak istediği bölüme doğrudan ulaşabilir.</p>
<p>Burada önemli bir yanlış anlamayı da düzeltmek gerekiyor.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcının binlerce satırlık kodu her defasında başından sonuna kadar dinlemesi gerekmez.</p>
<p>Zaten büyük bir yazılım projesinde gören bir yazılımcı da bütün dosyaları ve bütün kod satırlarını sürekli baştan sona okumaz. Projeler belirli dosyalara, sınıflara, fonksiyonlara ve bileşenlere ayrılır. Yazılımcı üzerinde çalışması gereken bölümü belirleyerek doğrudan ilgili kod parçasına ulaşır.</p>
<p>Görme engelli yazılımcı da aynı çalışma mantığını ekran okuyucu ve klavye aracılığıyla uygular.</p>
<h2>Klavye ve Erişilebilir Yazılım Araçlarının Önemi</h2>
<p>Bilgisayar kullanımında fare oldukça yaygın olsa da pek çok işlem yalnızca klavyeyle gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Görme engelli kullanıcılar bilgisayar kullanımında çoğunlukla klavye kısayollarından yararlanır. Dosya açmak, kod içerisinde arama yapmak, satırlar arasında hareket etmek, farklı dosyalara geçmek, terminal çalıştırmak veya açık pencereler arasında dolaşmak için fare kullanmak zorunlu değildir.</p>
<p>Klavye kullanımına hâkim olmak, yazılım geliştirme sürecinde önemli bir avantaj da sağlayabilir.</p>
<p>Ancak burada önemli bir şart bulunuyor: <strong>Kullanılan geliştirme aracının erişilebilir olması gerekir.</strong></p>
<p>Bir programda yalnızca fareyle kullanılabilen bölümlerin bulunması, düğmelerin ekran okuyucu tarafından doğru şekilde tanımlanmaması veya bazı menülere klavyeyle ulaşılamaması görme engelli bir yazılımcının çalışma sürecini ciddi şekilde zorlaştırabilir.</p>
<p>Bu noktada önemli bir gerçekle karşılaşıyoruz.</p>
<p><strong>Görme engelli bir bireyin yazılım geliştirmesinin önündeki engel her zaman görme kaybı değildir. Bazen asıl engel, kullandığı yazılımın erişilebilir biçimde geliştirilmemiş olmasıdır.</strong></p>
<h2>Erişilebilirlik Yalnızca Engelli Bireyler İçin midir?</h2>
<p>Erişilebilirlik denildiğinde çoğu insanın aklına ilk olarak engelli bireyler geliyor. Oysa erişilebilirlik, yalnızca belirli bir kullanıcı grubunu ilgilendiren bir konu değildir.</p>
<p>Bir yazılımın erişilebilir olması; farklı yeteneklere, ihtiyaçlara, cihazlara ve kullanım koşullarına sahip insanların o yazılıma mümkün olduğunca rahat, anlaşılır ve bağımsız biçimde erişebilmesini amaçlar.</p>
<p>Elbette görme, işitme veya hareket engeli bulunan bireyler açısından erişilebilirlik büyük önem taşır. Ekran okuyucuyla kullanılamayan bir internet sitesi, klavyeyle ulaşılamayan bir düğme veya altyazısı bulunmayan bir video bazı kullanıcıların içeriğe erişmesini doğrudan engelleyebilir.</p>
<p>Ancak erişilebilir tasarımın sağladığı kolaylıklar yalnızca engelli bireylerle sınırlı değildir.</p>
<p>Örneğin kolunu geçici olarak kullanamayan bir kişi bilgisayarını yalnızca klavyeyle kullanmak zorunda kalabilir. Gürültülü bir ortamda bulunan kullanıcı videodaki konuşmaları duyamadığı için altyazıya ihtiyaç duyabilir. Telefonunu güneş altında kullanan bir kişi düşük kontrast nedeniyle ekrandaki yazıları okumakta zorlanabilir.</p>
<p>Bu örnekler erişilebilirliğin kalıcı engellerin yanında geçici veya içinde bulunulan koşullardan kaynaklanan ihtiyaçlara da çözüm sağlayabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Bir yazılımcı açısından erişilebilirlik ise daha geliştirme aşamasında düşünülmesi gereken konulardan biridir.</p>
<p>Bir internet sitesindeki görsellere açıklayıcı alternatif metinler eklemek, form alanlarını anlaşılır biçimde etiketlemek, yeterli renk kontrastı kullanmak, işlemlerin yalnızca fareye bağlı kalmadan klavyeyle de yapılabilmesini sağlamak ve video içeriklerine altyazı eklemek erişilebilirliğin günlük yazılım geliştirme sürecindeki örneklerinden bazılarıdır.</p>
<p>Web erişilebilirliği konusunda geliştiricilere yol gösteren en önemli standartlardan biri <strong>WCAG (Web Content Accessibility Guidelines)</strong>, Türkçesiyle <strong>Web İçeriği Erişilebilirlik Yönergeleri</strong>dir. WCAG, internet sitelerinin ve dijital içeriklerin farklı kullanıcılar tarafından daha erişilebilir hâle getirilmesi için temel ilkeler ve ölçütler ortaya koyar.</p>
<p>Fakat erişilebilirliği yalnızca birtakım standartları yerine getirmek olarak görmek de yeterli değildir.</p>
<p>Bir yazılım teknik olarak belirli erişilebilirlik kurallarını karşılıyor olsa bile gerçek kullanım sırasında kullanıcıların karşısına farklı sorunlar çıkabilir. Bu nedenle geliştiricinin mümkün olduğunca farklı kullanım biçimlerini düşünmesi, yazılımını klavyeyle ve erişilebilirlik araçlarıyla test etmesi önemlidir.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcının kullandığı geliştirme araçlarının erişilebilir olması ne kadar önemliyse, ortaya çıkardığı yazılımın farklı kullanıcılar tarafından erişilebilir olması da aynı ölçüde önemlidir.</p>
<p>Çünkü erişilebilirlik, yalnızca engelli bireyler için sonradan eklenen özel bir özellik değildir.</p>
<p><strong>Erişilebilirlik; daha fazla insanın teknolojiye ulaşabilmesini sağlayan, kullanılabilirliği güçlendiren ve iyi yazılım geliştirmenin önemli parçalarından birini oluşturan bir yaklaşımdır.</strong></p>
<h2>Görme Engelli Bireyler Yazılım Eğitimi Alabilir mi?</h2>
<p>Görme engelli bir bireyin yazılımcı olabilmesi yalnızca kendi imkânlarıyla programlama öğrenmesine bağlı değildir.</p>
<p>Görme engelli öğrenciler üniversitelerde yazılım ve bilgisayar teknolojileriyle ilgili bölümlerde eğitim alabilir, akademik olarak bu alanda ilerleyebilir ve aldıkları eğitimi mesleğe dönüştürebilir.</p>
<p>Programlama eğitiminin önemli bir bölümü metin tabanlı kodlar, algoritmalar ve problem çözme üzerine kuruludur. Derslerde kullanılan programlama dilleri, geliştirme ortamları ve eğitim materyalleri erişilebilir olduğunda görme engelli bir öğrenci kod yazabilir, ödevlerini hazırlayabilir ve yazılım projeleri geliştirebilir.</p>
<p>Ancak burada eğitim kurumlarına da önemli sorumluluklar düşüyor.</p>
<p>Ders materyallerinin erişilebilir biçimlerde sunulması, eğitim sırasında kullanılan yazılımların erişilebilirliğinin dikkate alınması ve yalnızca görsel yöntemlerle aktarılan bilgilerin alternatif yollarla öğrenciye ulaştırılması gerekir.</p>
<p>Özellikle akış şemaları, grafikler, bazı matematiksel gösterimler ve görsel arayüzlerin incelendiği derslerde farklı erişilebilirlik yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir.</p>
<p>Bunlar, görme engelli bir öğrencinin yazılım eğitimi alamayacağı anlamına gelmez. Tam tersine, eğitim yöntemlerinin öğrencinin bilgiye erişebileceği biçimde düzenlenmesi gerektiğini gösterir.</p>
<p>Dolayısıyla görme engelli bir öğrencinin önünde yalnızca kendi kendine programlama öğrenmek gibi bir seçenek bulunmuyor. Üniversitede eğitim alabilir, belirli bir yazılım alanında uzmanlaşabilir ve profesyonel olarak çalışabilir.</p>
<p>Bu noktada sorulması gereken soru belki de <strong>“Görme engelli biri yazılım okuyabilir mi?”</strong> değildir.</p>
<p>Asıl soru şudur:</p>
<p><strong>Eğitim kurumları, görme engelli bir öğrencinin yazılım eğitiminin bütün aşamalarına eşit şekilde katılabilmesi için ne kadar erişilebilir bir ortam sunuyor?</strong></p>
<h2>Hata Ayıklama Süreci</h2>
<p>Yazılım geliştirmek yalnızca kod yazmaktan ibaret değildir.</p>
<p>Bazen birkaç dakikada yazılan bir kodun neden çalışmadığını anlamak için çok daha uzun süre araştırma yapmak gerekebilir. Bu nedenle hata ayıklama, yazılım geliştirmenin doğal ve önemli bir parçasıdır.</p>
<p>Görme engelli bir yazılımcı da programların oluşturduğu hata mesajlarını ekran okuyucu aracılığıyla okuyabilir.</p>
<p>Hatanın bulunduğu dosya, ilgili satır bilgisi, terminal çıktıları, günlük kayıtları ve uygulamanın oluşturduğu diğer hata mesajları incelenerek problemin kaynağı araştırılabilir.</p>
<p>Örneğin uygulama belirli bir değişkenin tanımlanmadığını söylüyorsa önemli olan hata mesajını gözle görmek değildir. Mesajın ne anlama geldiğini anlayabilmek, ilgili kod bölümünü bulabilmek ve hatanın kaynağını çözebilmektir.</p>
<p>Özellikle terminal tabanlı araçların çoğunun metinsel çıktılar üretmesi, ekran okuyucu kullanan geliştiriciler için bazı işlemleri oldukça kullanışlı hâle getirebilir.</p>
<h2>Programlama Dilini Engel Durumu Belirlemez</h2>
<p>Görme engellilere özel bir programlama dili yoktur.</p>
<p>Görme engelli bir geliştirici HTML, CSS, JavaScript ve PHP ile çalışabileceği gibi Python, Java, C#, Kotlin veya farklı programlama dillerini de kullanabilir.</p>
<p>Hangi programlama dilinin tercih edileceğini kişinin görme durumu değil, geliştirmek istediği proje ve uzmanlaşmak istediği alan belirler.</p>
<p>Web uygulaması geliştirmek isteyen bir yazılımcının tercih edeceği teknolojilerle mobil uygulama geliştirmek isteyen bir yazılımcının kullandığı araçlar farklı olabilir. Masaüstü uygulamalar, veri tabanları veya sunucu taraflı sistemler üzerinde çalışan geliştiriciler de ihtiyaçlarına göre farklı teknolojilerden yararlanabilir.</p>
<p>Buradaki temel mesele kullanılan programlama dilinin adı değil; o dilin mantığını öğrenebilmek, doğru şekilde kullanabilmek ve gerekli geliştirme araçlarına erişebilmektir.</p>
<h2>Terminal ve Sunucu Yönetimi</h2>
<p>Yazılımcılık yalnızca bir kod editöründe program yazmaktan ibaret değildir.</p>
<p>Özellikle web uygulamaları ve sunucu taraflı sistemler geliştiren kişilerin zaman zaman terminal kullanması gerekir.</p>
<p>Dosya işlemleri yapmak, servislerin durumunu kontrol etmek, yazılım paketleri kurmak, günlük kayıtlarını incelemek veya geliştirilen uygulamayı bir sunucu üzerinde çalıştırmak gibi pek çok işlem komut satırı aracılığıyla gerçekleştirilebilir.</p>
<p>Terminalin büyük ölçüde metin tabanlı olması, ekran okuyucu kullanıcıları açısından avantaj sağlayabilir.</p>
<p>Görme engelli bir geliştirici gerekli teknik bilgiye sahip olduğu sürece uzak bir sunucuya bağlanabilir, komut çalıştırabilir, yapılandırma dosyalarını düzenleyebilir ve uygulamasının sunucu tarafındaki süreçlerini yönetebilir.</p>
<p>Elbette sunucu yönetimi başlı başına bir uzmanlık alanıdır. Bu alanda çalışabilmek, görme durumundan bağımsız olarak gerekli teknik bilginin ve deneyimin edinilmesini gerektirir.</p>
<h2>Masaüstü ve Mobil Uygulama Geliştirme</h2>
<p>Görme engelli bir yazılımcının web geliştirebilmesi, yalnızca bu alanda çalışabileceği anlamına gelmez.</p>
<p>Masaüstü bilgisayarlar için programlar geliştirilebilir; aynı şekilde mobil cihazlara yönelik uygulamalar üzerinde de çalışılabilir.</p>
<p>Burada da temel konulardan biri kullanılan geliştirme ortamının erişilebilirliğidir.</p>
<p>Kod yazmak mümkün olduğu hâlde uygulamanın arayüzünü oluşturmak için kullanılan bazı görsel araçlar ekran okuyucuyla yeterince erişilebilir olmayabilir. Böyle durumlarda arayüzü kod üzerinden oluşturmak, klavyeyle kullanılabilen alternatif yöntemlerden yararlanmak veya gerektiğinde farklı kontrol yöntemlerine başvurmak gerekebilir.</p>
<p>Görme engelli bir geliştiricinin kullanıcı olarak sahip olduğu deneyim, geliştirdiği uygulamaların erişilebilirliği açısından da önemli bir katkı sağlayabilir.</p>
<p>Ekran okuyucuyla kullanılamayan düğmelerin, etiketsiz kontrollerin veya klavyeyle ulaşılamayan bölümlerin kullanıcı açısından ne kadar ciddi sorun oluşturduğunu bizzat deneyimleyen bir geliştirici, kendi projelerinde erişilebilirliği daha başlangıç aşamasında dikkate alabilir.</p>
<h2>Yapay Zekâ Yazılım Geliştirmeyi Nasıl Etkiliyor?</h2>
<p>Son yıllarda yapay zekâ destekli araçların yaygınlaşması, yazılım geliştirme yöntemlerinde de önemli değişikliklere yol açtı.</p>
<p>Kod açıklamak, hata mesajlarını değerlendirmek, bir fonksiyon için alternatif çözüm yolları üretmek veya uzun bir kod içerisinde problemin kaynağını araştırmak gibi pek çok işlemde yapay zekâdan destek alınabiliyor.</p>
<p>Bu imkânlar görme engelli geliştiriciler açısından da önemli fırsatlar sunuyor.</p>
<p>Örneğin görsel bir arayüz hakkında açıklama alınabilir, bir ekran görüntüsündeki sorun değerlendirilebilir, erişilebilirlik problemi araştırılabilir veya karmaşık bir hata çıktısının ne anlama geldiği açıklatılabilir.</p>
<p>Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır:</p>
<p><strong>Yapay zekâ kullanmak, programlama bilgisine artık ihtiyaç olmadığı anlamına gelmez.</strong></p>
<p>Yapay zekânın oluşturduğu kod hatalı olabilir, güvenlik problemi içerebilir veya projenin mevcut yapısıyla uyumsuz çalışabilir. Bu nedenle geliştiricinin üretilen kodu anlayabilmesi, test edebilmesi ve gerektiğinde değiştirebilmesi gerekir.</p>
<p>Yapay zekâyı yazılımcının yerine geçen bir sistem olarak değil, geliştirme sürecini destekleyen araçlardan biri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır.</p>
<h2>Teknik Engeller Kadar Önyargılar da Var</h2>
<p>Teknoloji geliştikçe bazı engeller azalıyor. Ancak teknolojiyle doğrudan çözülemeyen başka bir sorun daha var: <strong>önyargılar.</strong></p>
<p>“Ekranı görmeden nasıl kod yazacak?”, “Programın arayüzünü nasıl hazırlayacak?” veya “Bir hata olduğunda nasıl anlayacak?” gibi sorular, çoğu zaman kişinin bilgi ve becerileri görülmeden sorulabiliyor.</p>
<p>Elbette görme engelli bir yazılımcının zorlanabileceği alanlar vardır.</p>
<p>Bazı geliştirme araçları erişilebilir olmayabilir. Görsel tasarımın değerlendirilmesinde farklı yöntemlere veya desteğe ihtiyaç duyulabilir. Bazı işlemler gören bir geliştiriciye göre daha farklı bir çalışma yöntemi gerektirebilir.</p>
<p>Bunları yok saymak gerçekçi olmaz.</p>
<p>Fakat bu zorluklardan hareket ederek bir insanın yazılım geliştiremeyeceği sonucuna ulaşmak da doğru değildir.</p>
<p>Bir yazılımcıyı değerlendirirken önce engel durumuna değil; teknik bilgisine, öğrenme becerisine, problem çözme yeteneğine ve ortaya koyduğu projelere bakmak gerekir.</p>
<h2>Sonuç: Kod Görmekten Önce Düşünmeyi Gerektirir</h2>
<p>Başlangıçta sorduğumuz soruya yeniden dönelim:</p>
<p><strong>Görme engelli bir birey yazılımcı olabilir mi?</strong></p>
<p>Evet, olabilir.</p>
<p>Kendi imkânlarıyla programlama öğrenebilir, üniversitelerde yazılım ve bilgisayar alanlarında eğitim alabilir, web uygulamaları geliştirebilir, masaüstü ve mobil programlar üzerinde çalışabilir, terminal kullanabilir, sunucu yönetebilir ve farklı yazılım teknolojilerinde uzmanlaşabilir.</p>
<p>Bu, görme engelli bir yazılımcının hiçbir güçlükle karşılaşmayacağı anlamına gelmez.</p>
<p>Erişilebilir olmayan geliştirme araçları, görsel ağırlıklı uygulamalar, erişilebilir hazırlanmayan eğitim materyalleri ve insanların sahip olduğu önyargılar zaman zaman ciddi engeller oluşturabilir.</p>
<p>Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:</p>
<p><strong>Bir işi farklı bir yöntemle yapmak, o işi yapamamak değildir.</strong></p>
<p>Gören bir yazılımcı kodunu ekrandan okuyabilir. Görme engelli bir yazılımcı aynı kodu ekran okuyucuyla dinleyebilir. Biri fare kullanırken diğeri klavye kısayollarından yararlanabilir.</p>
<p>Kullanılan yöntemler farklıdır; fakat ulaşılmak istenen sonuç aynıdır.</p>
<p>Çünkü yazılımcılığı belirleyen temel unsur, insanın ekrandaki kodu gözleriyle görmesi değildir.</p>
<p><strong>Önemli olan karşısındaki problemi anlayabilmesi, çözüm üretebilmesi ve düşündüğü çözümü çalışan bir yazılıma dönüştürebilmesidir.</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasan Hüseyin Delen: Hayatıma Dokunan Öğretmen</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/hasan-huseyin-delen-hayatima-dokunan-ogretmen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Oct 2025 15:48:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=266</guid>

					<description><![CDATA[Hasan Hüseyin Delen: Hayatıma Dokunan Öğretmen Bir Öğretmenin Hayatıma Dokunuşu Merhaba kıymetli okurlarım! Bugün sizlerle hayatıma yön veren, bana sadece okumayı değil, insan olmayı öğreten bir öğretmenimden, Hasan Hüseyin Delen’den bahsetmek istiyorum. O, benim için yalnızca bir eğitimci değil; hayatımın en karanlık döneminde elimi tutan, beni yeniden hayata inandıran bir ışık oldu. Bazen bir öğretmen, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hasan Hüseyin Delen: Hayatıma Dokunan Öğretmen</p>
<h2>Bir Öğretmenin Hayatıma Dokunuşu</h2>
<p>Merhaba kıymetli okurlarım! Bugün sizlerle hayatıma yön veren, bana sadece okumayı değil, insan olmayı öğreten bir öğretmenimden, Hasan Hüseyin Delen’den bahsetmek istiyorum. O, benim için yalnızca bir eğitimci değil; hayatımın en karanlık döneminde elimi tutan, beni yeniden hayata inandıran bir ışık oldu. Bazen bir öğretmen, bir cümlesiyle, bir sabrıyla öğrencisinin kaderini değiştirir. Benim hikâyem de tam olarak böyle başladı.</p>
<h3>Eğitimle Tanışmanın Zor Olduğu Yıllar</h3>
<p>Ben görme engelli bir bireyim. 2005 yılına kadar Karaman’da görme engelliler için ne bir sınıf ne de özel bir okul vardı. Yıllarca içimde “okumak” isteğiyle büyüdüm ama bu istek hep yarım kaldı. Ta ki bir gün o haber gelene kadar: “Karaman’a görme engelliler öğretmeni atanmış.” O haberi duyar duymaz, annemle birlikte hiç düşünmeden Milli Eğitim İl Müdürlüğü’nün yolunu tuttuk. Kalbim deli gibi atıyordu. Belki de ilk kez “Ben de okuyabilirim,” demiştim içimden. Ve işte o gün, öğretmenim Hasan Hüseyin Delen’le tanıştım. Hayatımın en önemli dönüm noktasıydı.</p>
<h3>Bir Öğretmenin İlk Dokunuşu</h3>
<p>Karşımda duran kişi sadece bir öğretmen değildi; sanki yıllardır beni bekleyen bir yol göstericiydi. Sesi yumuşak, bakışı güven vericiydi. Benimle konuşurken yüzüme değil, kalbime hitap ediyordu. O gün, ilk kez biri beni “eksiklerimle” değil, varlığımla kabul etti. Kayıdımızı yaptırdık ve okula başladık. Sınıfımız küçüktü, sadece beş kişiydik. Ama o küçük sınıfta büyük bir umut vardı. Öğretmenimizin sıcaklığı, bizlerin korkularını eritiyordu.</p>
<h3>Boncuk Kasalarla Açılan Dünya</h3>
<p>İlk gün bizi görme engellilerin kullandığı boncuk kasalarla tanıştırdı. O kasalar bizim dünyaya açılan ilk penceremiz oldu. Her boncuğa dokunduğumuzda bir kelimenin değil, bir umudun izini sürüyorduk. Öğretmenimiz sabırla, defalarca anlatıyor; bir harfi yanlış yaptığımızda bile gülümseyerek yeniden öğretiyordu. O anlarda yüzündeki gurur dolu ifadeyi hiç unutmam. Bir öğrencisinin ilk kez kendi emeğiyle bir kelime okumasını izleyen bir öğretmenin gözleri… işte o, tarif edilemez bir andı.</p>
<h3>Matematiği Dokunarak Öğrenmek</h3>
<p>Bir süre sonra matematik derslerine geçtiğimizde, bizi küp taşlarla tanıştırdı. Sayıların sadece yazıyla değil, dokunuşla da öğrenilebileceğini gösterdi. Ellerimizle topluyor, çıkarıyor, bazen yanlış yapıyor ama her seferinde onun sesiyle yeniden cesaret buluyorduk. “Görüyorsunuz, isteyince her şey mümkün!” derdi. O söz, yıllar sonra bile kulağımdan silinmedi.</p>
<h3>Kızgınlığın Altındaki Merhamet</h3>
<p>Şunu da anlatmadan geçemem… Bazen yapamadığımızda öğretmenimiz bize kızar, bağırırdı. O anlarda çok korkardık. Küçüktük, neden kızdığını anlayamazdık. İçimizden “Acaba bizi sevmiyor mu?” diye geçirirdik. Ama zaman geçti, ben büyüdüm ve şimdi o kızgınlıkların her birinin ardında merhamet olduğunu biliyorum. O, bizim pes etmememiz için kızardı. Kızarken bile bize inanır, o inancıyla bizi yeniden ayağa kaldırırdı. Bugün geriye dönüp baktığımda, içtenlikle söylüyorum: İyi ki kızmış, iyi ki bağırmış. Çünkü o sabır ve disiplin olmasaydı, ben bugün olduğum kişi olamazdım.</p>
<h3>Sekiz Yıllık Bir Yolculuk</h3>
<p>Ben görme engelliler sınıfına 2005 yılında başladım, 2012’de mezun oldum. İlk beş yılımı özel sınıfta, son üç yılımı aynı okulda kaynaştırma öğrencisi olarak geçirdim. Ama o son üç yılda da Hasan Hüseyin Delen öğretmenim desteğini hiç eksik etmedi. Toplam sekiz yıl boyunca benimle yürüdü; bazen öğretmenim, bazen bir abi, bazen bir rehber oldu. Lise, üniversite, hatta mezuniyet… Hayatımın her döneminde, o hep yanımdaydı. Aradı, sordu, yön gösterdi, yüreklendirdi. Ben bugün kimsem, onun sayesinde oldum. Çünkü o bana sadece okumayı, yazmayı değil; ahlakı, güvenmeyi, sevgiyi, merhameti, adaleti, vicdanı ve dik durmayı öğretti. Bana “Başarmak sadece görmekle değil, inanmakla olur” demişti. Ve ben o sözü hayatımın pusulası yaptım.</p>
<h3>Zamanın Eskitemediği Bir Bağ</h3>
<p>Geçtiğimiz salı günü, yıllar sonra öğretmenimi ziyaret ettim. O an, kalbim yine 2005’teki gibi çarptı. Gözlerim doldu, sesim titredi. O sınıf, o boncuk kasalar, o sabır dolu yıllar bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden. Bir an durdum ve içimden dedim ki: “Öğretmenim, bana ne kadar kızarsanız kızın, artık biliyorum ki o kızgınlıklar boşa değilmiş. Sizden hâlâ öğrenecek çok şeyim var.”</p>
<h3>Son Söz: Hasan Hüseyin Delen Öğretmenime…</h3>
<p>Bugün kimsem, neyi başarabildiysem; bunda en büyük pay, bir öğretmenin yüreğinden süzülen emektir. Hasan Hüseyin Delen öğretmenim, bana bilgiyle birlikte hayatın anlamını da öğretti. Sabrınız, sevginiz, rehberliğiniz ve inancınız için minnettarım. Bu yazı sadece bir teşekkür değil; Bir öğrencinin kalbinden, öğretmenine yazılmış bir vefa yazısı. Ve biliyorum ki, her öğrencinin hayatında bir Hasan Hüseyin Delen vardır. Ona rastlayanlar, sadece okumayı değil; insan olmayı da öğrenir. Bundan sonra da sizin açtığınız yolda, azim ve kararlılıkla yürümeye devam edeceğim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Tek Başıma Yolculuğum: Karaman’dan Anamur’a</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ilk-tek-basima-yolculugum-karamandan-anamura/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Sep 2025 22:16:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=260</guid>

					<description><![CDATA[Sevgili okurlarım, Bu yazımda sizlere hayatımda unutulmaz bir deneyimimi, ilk tek başıma yaptığım yolculuğu anlatmak istiyorum. Görme engelli biri olarak Karaman’dan Anamur’a uzanan bu serüvenim, bana hem özgüven hem de tarifsiz mutluluk kattı. Hazırlık ve Bilet Alma Yolculuktan bir gün önce Karaman Otogarı’na giderek biletimi almak istedim. İnternetten fiyatlara bakıyor, engelli indirimini nasıl uygulatabileceğimi düşünüyordum. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili okurlarım, Bu yazımda sizlere hayatımda unutulmaz bir deneyimimi, ilk tek başıma yaptığım yolculuğu anlatmak istiyorum. Görme engelli biri olarak Karaman’dan Anamur’a uzanan bu serüvenim, bana hem özgüven hem de tarifsiz mutluluk kattı.</p>
<h3> Hazırlık ve Bilet Alma </h3>
<p>Yolculuktan bir gün önce Karaman Otogarı’na giderek biletimi almak istedim. İnternetten fiyatlara bakıyor, engelli indirimini nasıl uygulatabileceğimi düşünüyordum. Seferleri inceledikten sonra bana en uygun saat 13.00 olarak görünmüştü. Otogara belediye otobüsüyle gittim. Terminale girdiğimde bir abi yanıma yaklaştı ve “Nereye gidiyorsun?” diye sordu. Ona Özkaymak gişesinden bilet alacağımı söyledim. Sağ olsun, hiç tanımadığım bu abi beni gişeye kadar götürdü. Güler yüzlü davranışı bana güven verdi. Gişe görevlisine Anamur bileti almak istediğimi söyledim. Önlerde yer kalmamıştı ama indirim konusunu sorduğumda görevli bana, “Sen söylemeden indirimini uyguladım,” dedi. Bu söz beni hem şaşırttı hem de çok mutlu etti.</p>
<h3> Heyecan ve Son Hazırlıklar </h3>
<p>Bileti aldıktan sonra heyecanım ikiye katlandı. Hemen ikizimi arayıp, “Yarın saat 13.00’te otobüse bineceğim,” dedim. O da bana, “Molalarda otobüsten inme ve canlı konum gönder,” diyerek güven verici öğütlerde bulundu. Akşam çantamı hazırladım, kıyafetlerimi seçtim. Termosuma su doldurup sabaha kadar soğuması için dolaba koydum. Ablam son kontrolleri yaptı, çantamı düzenledi ve termosuma kahve hazırladı. O kahvenin kokusu bana sanki yolculuğun keyfini önceden hissettirdi.</p>
<h3> Otogara Yolculuk</h3>
<p>Sabah erkenden kalktım, duş alıp hazırlandım. İçimde büyük bir heyecan vardı. Bir süre sonra Mustafa abim geldi, beni otogara götürdü. Ablamla vedalaştım, sıkı sıkıya sarıldık. Otogara vardığımızda Mustafa abim beni otobüse bindirdi ve muavine, şoföre, “Yol boyunca yardım ederseniz sevinirim,” diye tembih etti. İçim iyice rahatladı. Yolculuk Başlıyor Otobüs Karaman’dan yavaş yavaş uzaklaşırken ben kulaklığımı taktım, müzik dinledim. Muavin çay-kahve servisi yapıyordu, termosumda kahvem olmasına rağmen bir bardak çay aldım. Bir ara çantam düştü, karşı koltukta oturan bir abi hemen yardım etti. O an insanın yolculukta karşısına çıkan güzel kalpli insanların ne kadar kıymetli olduğunu düşündüm. Muavin mola yerlerinde kaç dakika duracağımızı anons ediyor, inecek yolculara “geçmiş olsun” diyerek vedalaşıyordu. Bu samimiyet bana çok dokundu.</p>
<p><H4> Denizin Kokusu ve Varış </H4></p>
<p>Otobüsün sol koltuğundaydım. Anamur’a yaklaştıkça sol tarafta denizin varlığını hissettim. Yol kıyıya yaklaştığında içimden, “İşte yaklaştım,” dedim. Muavin “Anamur!” diye seslendiğinde ise içimden “Çok şükür Allah’ım,” dedim. Otobüs durduğunda çantamı aldım, arka kapıdan indim. İkizim hemen beni karşıladı, çantamı aldı ve sıkı sıkıya sarıldık. Yorgunluğum bir anda kayboldu.</p>
<h4> Evdeki Karşılaşma</h4>
<p>Birlikte motosiklete binip eve doğru yol aldık. Eve vardığımızda biraz sohbet ettik, ardından ikizim yeğenimi getirdi. Küçük yeğenim beni görünce sevinçle “Ahmet geldi, geldi!” diye bağırıyordu. Onun mutluluğu tüm yol yorgunluğunu unutturdu. Sonra oyunlar oynadık, şarkılar söyledik, ev neşeyle doldu. Sonuç Bu yolculuk bana sadece sevdiklerime kavuşma mutluluğu değil, aynı zamanda büyük bir özgüven de kazandırdı. İlk kez tek başıma çıktığım bu yolculuk, bana hayatım boyunca unutamayacağım bir anı ve cesaret armağan etti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Ben Ters Oturamam, Bu Toplum Düz Düşünemez”</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ben-ters-oturamam-bu-toplum-duz-dusunemez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Aug 2025 03:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=244</guid>

					<description><![CDATA[“Ben Ters Oturamam, Bu Toplum Düz Düşünemez” Merhaba sevgili okurlarım, Bayağıdır yazmıyordum değil mi? Kabul edeyim, hem işler yoğunlaştı hem de insan bazen içini dökecek kelimeleri toparlayamıyor. Ama bugün öyle bir olay yaşadım ki, anlatmazsam olmaz. Hani bazı günler vardır ya, sıradan başlar ama sonunda “bu da yaşandı” dersin… İşte öyle bir gündü. Sabah kahvaltımı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Ben Ters Oturamam, Bu Toplum Düz Düşünemez” Merhaba sevgili okurlarım, Bayağıdır yazmıyordum değil mi? Kabul edeyim, hem işler yoğunlaştı hem de insan bazen içini dökecek kelimeleri toparlayamıyor. Ama bugün öyle bir olay yaşadım ki, anlatmazsam olmaz. Hani bazı günler vardır ya, sıradan başlar ama sonunda “bu da yaşandı” dersin…</p>
<h2> İşte öyle bir gündü. </h2>
<p>Sabah kahvaltımı ettim, üzerime düzgün bir şeyler geçirdim, niyetim ne? Sevdiğim bir ağabeyimi ziyarete gitmek. Bazen bir muhabbet, bir çay, bir yüz görmek bile iyi geliyor insana. İşte bu güzel niyetle evden çıktım, durağa yürüdüm, otobüs geldi. Her şey normal. Kapı açıldı, ben de usulca bindim. Şoför abiye de selam verdim, “Selamünaleyküm abi,” dedim. Dedim ama&#8230; Karşılık? Yok. Bir “aleyküm selam” çok mu zor yahu? Hadi onu geçtim, bir kafa sallamak bile yeterdi. Ama şoför abimiz, sanki görünmezmişim gibi davrandı. Belki o da kötü bir sabaha uyanmıştır, kim bilir? Ama insanın görünmemesi bazen var olmamaktan daha ağır geliyor. İçeri doğru ilerledim, boş koltuk arıyorum. O sırada arkalardan biri seslendi: “Arka taraf boş, otur.” Ses tonundan öyle emredici ki, bir an kendimi askeriyede zannettim. Ama ben de gayet nazikçe cevap verdim: “Abi teşekkür ederim ama ters oturamıyorum.” Yani ters koltukta yolculuk yapmak bana göre değil. Midem çalkalanıyor, başım dönüyor. İnsan sonuçta kendi vücudunu bilir değil mi? Ama bizim ağabey ısrarcı çıktı. “Otur otur, boş orada,” diyor hâlâ. Ben de tekrar anlattım: “Abi rahatsız oluyorum ters koltukta, vallahi gidemem.” Yani bir koltuğa oturamadığım için bu kadar savunma yapmak da bana kaldı ya, neyse… Ayaktayım hâlâ. Geldim şoför abinin yanına kadar. Dedim ki içimden: “Hazır buradayken bir hâl hatır sorayım da ortam biraz ısınsın.” Dedim ama… Keşke demeseydim. Ağzımdan “Nasılsın abi?” lafı çıkar çıkmaz bir terslenme:</p>
<h2> “Sen benim nasıl olduğumu ne yapacaksın?! Otur şuraya, düşüp şaşacaksın, başıma bela olacaksın!” </h2>
<p>Şaka yapmıyorum. Cümle bu. Bir an donup kaldım. Yani sadece “İyiyim kardeşim, sağ ol” demek ne kadar zor olabilir? Ben ne sordum ki? Gündemle ilgili bir yorum mu istedim? Yok. Maaşını mı sordum? Asla. Kalbini kırdım mı? Hayır. Sadece bir “nasılsın” dedim ya… O kadar. İçimden şöyle dedim: “Demek ki bu devirde hal hatır sormanın da cezası varmış. İnsan, insana bir ‘iyisin inşallah’ bile diyemiyor artık. Ya bu insanlar ‘soğuk davranışlar’ kursuna mı yazılıyorlar, nedir?” Bir şey daha fark ettim. Bazı insanlar hâlâ engelli bireyleri bir yük olarak görüyor. Sadece fiziksel anlamda değil, psikolojik olarak da “yük” gibi hissettirmeye çalışıyorlar. Oysa biz sadece koltuk yönüne göre değil, hayata göre de sağlam durmaya çalışan insanlarız. Ben ters koltukta oturamıyorum diye suçlu muyum? Hayır. Ama biri bana bağırınca “sen başıma bela olacaksın” diyorsa, işte orada dur derim. Ters koltukta midem bulanabilir. Ama insanlık dediğimiz o ince çizgi yoksa, kalbim bulanıyor. Bu yazıyı okuyorsan ve diyorsan ki “ben böyle değilim”, ne güzel. Ama eğer bu yazıda azıcık bile kendini gördüysen, dön bir düşün: Bir insanı dinlemek, anlamaya çalışmak, gülümsemek… Zor değil. Üstelik bedava. İnanın en pahalı şey empati değil, önyargıdır. Empati kazandırır. Önyargı kaybettirir. Ben o otobüste düşmedim, bayılmadım, bela da olmadım. Ama şoför abinin kalbinde empati eksikliği vardı, onu hissettim. Bugün biri daha benden bir “nasılsın” bekleyecekse, ben yine soracağım. Yine güleceğim, yine anlatacağım. Çünkü ben inatla nezaketten vazgeçmeyeceğim. Bu toplumda hâlâ iyi insanlar var, bunu biliyorum. Ve biliyor musunuz? Ben ters oturamıyorum ama çok şükür dik durabiliyorum. Kimsenin bakışına, bağırışına eğilmiyorum. Çünkü mesele koltuk yönü değil, yürek yönüdür. Benden bugünlük bu kadar. Bir gün belki aynı otobüse bineriz. Eğer beni görürseniz, yanıma gelip bir “Nasılsın?” deyin olur mu? Cevabım hazır: “İyiyim kardeşim. Sen nasılsın?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UMUDA VE DESTEĞE SUSAMIŞ BİR YÜREK</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/umuda-ve-destege-susamis-bir-yurek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jul 2025 22:24:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=239</guid>

					<description><![CDATA[UMUDA VE DESTEĞE SUSAMIŞ BİR YÜREK içimden yükselen bir çığlık olarak yazıyorum. Bu, bir isyan değil; yılmışlığın, yorulmuşluğun ama hâlâ tükenmemiş umudun ifadesidir. Kalem elimde değil, yüreğimde… Ve her harf, bir parça kırılmışlığı, bir parça direnişi taşıyor. Umutluyuz şükür. Sabaha umutla uyanmıştım. İçimde küçük bir sevinç, “Belki bu kez olur” diyordum. Ama olmadı. Yine olmadı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>UMUDA VE DESTEĞE SUSAMIŞ BİR YÜREK içimden yükselen bir çığlık olarak yazıyorum. Bu, bir isyan değil; yılmışlığın, yorulmuşluğun ama hâlâ tükenmemiş umudun ifadesidir. Kalem elimde değil, yüreğimde… Ve her harf, bir parça kırılmışlığı, bir parça direnişi taşıyor.</p>
<h2> Umutluyuz şükür. </h2>
<p>Sabaha umutla uyanmıştım. İçimde küçük bir sevinç, “Belki bu kez olur” diyordum. Ama olmadı. Yine olmadı. Hayat, bana bir kez daha sırtını döndü. Sanki neye elimi atsam elimde kalıyor. Çalışmak istiyorum, başvurular yapıyorum, ama her defasında önüme aynı duvar örülüyor. Hep aynı cümleler:</p>
<h4> “Sen görme engellisin.” </h4>
<p>“Seni alırsak fazladan para vermemiz gerekir.” “Biz daha çok palet taşıyacak, temizlik yapacak birini arıyoruz.” “Seni alırsak masa başına koymamız lazım, o pozisyon dolu.”</p>
<p>İnanın bu sözleri işitmek, sadece hayallerimi değil, onurumu da örseliyor. Beni sadece gözlerime indirgemek, aklımı, emeğimi, yeteneklerimi yok saymak demektir. Ben bir engelli bireyim, evet. Ama aynı zamanda üç üniversite bitirmiş bir bireyim. Radyocuyum. Yazarım. Üreticisiyim. Yazdığım her satırı klavyede tıkır tıkır yazıyor, ekran okuyucu programımla düzenliyorum. Noktasına, virgülüne kadar kendim koyuyorum. Yazılarımı yayımlıyor, blogumda paylaşıyorum. Yani evet, görme engelliyim ama çalışabilirim. Beni farklı kılan, gözlerimin görmemesi değil; hayata karşı susmayan inancımdır. Ben bu şehirde bir değerim. Karaman’da doğdum, Karaman’da büyüdüm. Bu toprakların çocuğuyum. Ama yıllardır Karaman bana kucak açmadı. Şu koskoca şehirde bir Ahmet Çabıtçı’ya yer bulunamaması neyle açıklanabilir? Yalnızca övgü istemiyorum. “Sen çok başarılısın, aferin” sözleri bana iş kazandırmıyor. Ben alkış değil, el istiyorum. Yanımda duran bir omuz, yolumu açan bir el, bana güvenen bir işveren arıyorum. İnanın, fazla değil.</p>
<h4> Ve şimdi açık açık seslenmek istiyorum: </h4>
<p>Sayın Valimize, Sayın Belediye Başkanımıza, KGRT Gazetesi, Karaman Gündem, Karaman Postası, Karaman Haber, Karamandan, İbrala Haber ve tüm yerel basın mensuplarına… Ben Ahmet Çabıtçı’yım. Siz beni az çok tanıyorsunuz. Yazdım, çizdim, katkı sundum. Ama artık sadece “duyduk”, “görüyoruz” demeniz yetmiyor. Artık “Ahmet Çabıtçı da bir yere yerleşmeli” deme zamanıdır. Ben sosyal medyada yazıyorum, anlatıyorum. Ama sadece 100–200 kişi görüp geçiyor. Neden kimse paylaşmıyor? Neden kimse destek olmuyor? Bu suskunluk daha ne kadar sürecek? İnsanlar neden susuyor? Neden görüp de sessiz kalıyor? Ben yanarken, siz ne kadar daha duymazlıktan geleceksiniz? Şunu unutmayın: Sessiz kalmak da bir tercihtir. Ve bazen bir insanın yok sayılması, açıkça reddedilmesinden daha çok acıtır. Ama ben yılmayacağım. Yazmaya devam edeceğim. Gazetelerde, kişisel web sitemde, sosyal medyada sesimi duyurmaya devam edeceğim. Siz beni duyuncaya ve bir işe yerleşinceye kadar susmayacağım. Ve bir şey daha… Farkında mısınız? Ben bu yazıyı yazabiliyorum. Düzenleyebiliyorum. Yayımlayabiliyorum. Ortada engel yok! Yolumu açan ekran okuyucu sesli programımla her şeyi kendim yapıyorum. Tek ihtiyacım olan, bana güvenmeniz.</p>
<h4> Son sözüm şu: </h4>
<p>Haydi gelin… Gelin birlikte olalım. Bu mücadelemde siz de yanımda olun. Birlikte başaralım. Birlikte ses getirelim. Bu sadece benim değil, Görmezden gelinen herkesin mücadelesidir. öneri ve görüşlerinizi bekliyorum. saygılarımla: ahmet çabıtçı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Garip Çağrı: Görmeyen Gözlerden Görülmeyen Hayatlara</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/bir-garip-cagri-gormeyen-gozlerden-gorulmeyen-hayatlara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Jul 2025 00:58:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=235</guid>

					<description><![CDATA[Bir Garip Çağrı: Görmeyen Gözlerden Görülmeyen Hayatlara Hayatın içinde görünmek ile görülmek arasında ince bir çizgi vardır. Kimi zaman gözlerimizin gördüğünü kalbimiz görmez, kimi zamansa kalbimiz fark eder de dudaklarımız sessiz kalır. İşte tam da bu noktada, sessizlerin çığlığı olmak gerekir. Bugün sizlere kendi hikâyemi anlatmak istiyorum. Belki bir ses olur, belki bir yol açar, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1> Bir Garip Çağrı: Görmeyen Gözlerden Görülmeyen Hayatlara </h1>
<p>Hayatın içinde görünmek ile görülmek arasında ince bir çizgi vardır. Kimi zaman gözlerimizin gördüğünü kalbimiz görmez, kimi zamansa kalbimiz fark eder de dudaklarımız sessiz kalır. İşte tam da bu noktada, sessizlerin çığlığı olmak gerekir. Bugün sizlere kendi hikâyemi anlatmak istiyorum. Belki bir ses olur, belki bir yol açar, belki de bir kapı aralar&#8230;</p>
<h3> Ben Ahmet Çabıtçı. Görme engelliyim. </h3>
<p>Ama inanın, içimde taşıdığım azim, birçok &#8220;gören&#8221;den daha keskin, daha net. Yıllardır bu şehirde yaşıyorum. Karaman sokaklarında umutla yürüdüm, kurumlarına dilekçeler bıraktım, defalarca başvurdum. Bekledim… Beklemeyi öğrendim. Ama ne yazık ki yıllar geçtikçe anladım ki bazen en büyük engel gözde değil, gönülde. Otuz yaşına geldim. Üniversitemi tamamladım. Kendimi geliştirdim. Telefonlara bakabilirim, bilgisayarda her türlü işlemi yapabilirim. Yeter ki bir fırsat verilsin. Ben ne sadaka istiyorum, ne de lütuf. Ben, yalnızca insan onuruna yaraşır bir iş istiyorum. Bugün burada bu satırları yazarken içimden bir şeyler kırılıyor. Çünkü bu çağrıyı yapmak, aslında bir kabulleniş değil; bir isyandır. Sessiz, vakur ve saygılı bir isyan&#8230;</p>
<h3> Sayın Karaman Valim, Sayın Belediye Başkanım, İŞKUR yetkililerim&#8230; </h3>
<p>Ben sizden imkânsızı istemiyorum. Ben sadece çalışmak, üretmek, bu şehre katkı sunmak istiyorum. İşim olsun, emeğim olsun, alın terimle geçimim olsun istiyorum. Ve Karaman halkına, basınına, sivil toplumuna seslenmek istiyorum: Sadece bir el uzatın. Bir kapı aralayın. Bir ses olun. Benim gibi görünmeyen, duyulmayan ama yüreği çırpınan binlerce insanın sesi olun. Engel bedenlerde değil, ilgisizlikte&#8230; Görmeyen göz değil, duymayan kalptir aslında engel. Ve ben artık &#8220;görüşeceğiz&#8221;, &#8220;bakacağız&#8221; sözleriyle oyalanmak istemiyorum. İcraat görmek istiyorum. Ben bu şehirde yaşamak değil, var olmak istiyorum. Eğer bu yazı bir yetkilinin yüreğine dokunursa, eğer bir işveren “ben elimden geleni yaparım” derse, eğer bir gazeteci bu satırları daha geniş kitlelere ulaştırırsa, belki bir umut doğar… Ve ben o umuda tutunurum. Saygılarımla, Ahmet Çabıtçı Bir iş değil, bir yaşam hakkı istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Parayla Hizmet Değil, Sorun Satıyorlar</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/parayla-hizmet-degil-sorun-satiyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Jul 2025 15:48:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[teknoleji üzerine yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=231</guid>

					<description><![CDATA[Parayla Hizmet Değil, Sorun Satıyorlar Merhaba sevgili okurlar, Bugün sizlerle alışılmışın dışında bir konuya değinmek istiyorum. Aslında bu yazı, hepimizin bir şekilde hayatında karşılaştığı bir durumun, belki de yıllardır süregelen bir ihmalin yansımasıdır. Siz hiç parasını ödediğiniz bir hizmeti kullanamadınız mı? Eminim çoğunuz bu soruya “evet” cevabını verecektir. Ama ben bugün size öyle bir deneyimden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Parayla Hizmet Değil, Sorun Satıyorlar Merhaba sevgili okurlar, Bugün sizlerle alışılmışın dışında bir konuya değinmek istiyorum. Aslında bu yazı, hepimizin bir şekilde hayatında karşılaştığı bir durumun, belki de yıllardır süregelen bir ihmalin yansımasıdır. Siz hiç parasını ödediğiniz bir hizmeti kullanamadınız mı? Eminim çoğunuz bu soruya “evet” cevabını verecektir. Ama ben bugün size öyle bir deneyimden bahsedeceğim ki, yalnızca hizmetin kalitesizliği değil, arkasındaki umursamazlık ve sorumsuzluk da insanın sinirlerini alt üst ediyor.</p>
<h3> Satarken Güzel, Sonrası Sessizlik </h3>
<p>Bir firmadan hizmet alıyorsunuz. Ücretini eksiksiz ödüyorsunuz. Reklamlarında vaat ettikleri şeylerin cazibesine kapılıyorsunuz: 7/24 destek, kesintisiz hizmet, müşteri memnuniyeti… Ne var ki gerçekler bu söylemlerin çok uzağında. Hizmeti kullanmak istiyorsunuz ama kullanamıyorsunuz. Teknik bir sorun yaşanıyor. Bu noktaya kadar her şey normal olabilir. Asıl sorun ne biliyor musunuz? O andan sonra yaşanan büyük sessizlik… Destek sistemine mesaj yazıyorsunuz, gece gündüz demeden ulaşmaya çalışıyorsunuz, ama ne geri dönüş var ne de bir ilgi emaresi. Bir gün değil, iki gün değil… Saatler geçiyor, hatta günler geçiyor ama çözüm hâlâ yok. Ne açıklama yapılıyor ne özür diliyorlar. Adeta görünmez bir duvara yazı yazmışsınız gibi…</p>
<h3> Hizmet Sorumluluktur, Keyfiyet Değil </h3>
<p>Burada konuşmamız gereken şey yalnızca bir hizmetin aksaması değil. Mesele daha büyük: İş etiği, sorumluluk, müşteri memnuniyeti ve kurumsal vicdan. Bu kavramlar artık ne yazık ki birçok firma için sadece pazarlama cümlelerinden ibaret. Hizmeti sunmakla sorumluluğun bittiğini sanıyorlar. Oysa asıl sorumluluk, hizmetin sorunsuz işlediğinden ve sorun çıktığında arkasında durulduğundan emin olmaktır.</p>
<h4> Bir Haftalık Çileye Tahammül, Sonrası Değişim </h4>
<p>Ben şu anda bu yazıyı yazarken, hizmet süremde yalnızca bir haftam kalmış durumda. Açık konuşayım, saygımdan bekliyorum. Yoksa bugün iptal etmeye hazırım. Çünkü sorun değil, ilgisizlik yıpratıyor insanı. Sürem dolduğu an, bu firmayla yollarımı ayıracağım. Daha kaliteli, daha ilgili bir hizmet sağlayıcıya geçeceğim. Çünkü şunu artık çok iyi biliyorum: Kaliteli hizmet sadece sistemle değil, insanla verilir.</p>
<p>Bu Yazı Bir Şikâyet Değil, Uyarıdır Bu yazının amacı kimseyi ifşa etmek değil. Aksine, bu yazı bir uyarı yazısıdır. Hem firmalara hem de tüketicilere… Firmalara şunu söylemek istiyorum: &#8220;Reklam değil, hizmet kaliteniz konuşulmalı. İnsanlar artık yalnızca satın alma anını değil, sonrası desteği de sorguluyor. Ve unutmayın: Kötü deneyim, iyi reklamı bastırır.&#8221; Tüketicilere ise şu hatırlatmayı yapmak istiyorum: &#8220;Bir hizmet satın alırken yalnızca fiyatına ve özelliklerine değil, firmanın arkasında durup durmadığına, geçmişte yaşananlara, müşteri memnuniyetine de bakın. Ucuz olan bazen çok pahalıya patlayabilir.&#8221;</p>
<p>Son Söz Yerine Parasıyla hizmet almak isteyen bir müşteri değilim sadece. Ben, emeğimin karşılığını ödeyen, karşılığında sadece söz verilen hizmeti talep eden bir bireyim. Bu en temel hakkım. Ve artık tek isteğim şu: Herkes işini hakkıyla yapsın. Ne fazlasını istiyoruz, ne de bedavaya bir şey&#8230; Sadece söz verilenin gerçekleştiği bir düzen istiyoruz. Sevgi ve saygılarımla, Ahmet Çabıtçı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Engellinin Sessiz Haykırışı: Karaman’dan Tüm Türkiye’ye</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/bir-engellinin-sessiz-haykirisi-karamandan-tum-turkiyeye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jul 2025 00:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=226</guid>

					<description><![CDATA[merhaba sevgili okurlarım size yeni bir yazıyla daha merhaba demek istiyorum okuyunca duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyorum Ben Ahmet Çabıtçı. Görme engelliyim. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. Şu anda Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde öğrenimime devam ediyorum. Bilgisayar alanında kendimi geliştiriyorum çünkü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>merhaba sevgili okurlarım size yeni bir yazıyla daha merhaba demek istiyorum okuyunca duygu ve düşüncelerinizi benimle paylaşmanızı rica ediyorum Ben Ahmet Çabıtçı. Görme engelliyim. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum. Şu anda Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünde öğrenimime devam ediyorum. Bilgisayar alanında kendimi geliştiriyorum çünkü gelişime açık bir bireyim. Sadece görmüyorum. Hayatım boyunca birçok zorlukla karşılaştım. Ancak en çok zorlandığım konu, hayata eşit katılım sağlayamamak oldu. İçimde uzun süredir taşıdığım bir istek var: Ben de çalışmak istiyorum. İnsan yalnızca yaşamakla değil, üretmekle, katkı sunmakla da var olur. Ben de bu topluma katkı sunmak, üretmek, fayda sağlamak istiyorum. Ne zaman bir iş arayışına girsem, karşıma görünmez duvarlar çıkıyor. “Sen bunu yapamazsın” deniyor. Oysa bilgisayar kullanabiliyor, yazı yazabiliyor, araştırma yapabiliyor, içerik üretebiliyorum. Yeteneğimi, emeğimi ve isteğimi bir iş ortamında değerlendirmek istiyorum. Karaman gibi şehirlerde engelli bireylerin iş bulması, büyükşehirlere kıyasla daha zor. Çoğu zaman engelli bireylere “yardıma muhtaç” bir gözle bakılıyor.</p>
<h3> Oysa biz yardım değil, fırsat istiyoruz </h3>
<p>.</p>
<p>Çevremdekiler zaman zaman iyi niyetle &#8220;EKPSS&#8217;ye çalış, atanırsın&#8221; diyor. Elbette bu sınav bir imkândır. Ancak herkes için eşit şartlar sunmuyor. Puanlar çok yüksek, kontenjanlar oldukça sınırlı. Üstelik sadece engelli bireyler değil, birçok üniversite mezunu da atama bekliyor. Bu da gösteriyor ki, sadece diploma sahibi olmak ya da bir sınava girmek her zaman çözüm olmuyor. İş bulmak için daha fazla istihdam alanına, toplumsal duyarlılığa ve gerçek eşitliğe ihtiyaç var. Ben eğitimime devam ediyor, kendimi geliştirmeyi sürdürüyorum. Çünkü üretmeye, çalışmaya ve fayda sağlamaya olan isteğim hiç bitmedi.</p>
<h3> Bu yazıyı bir serzeniş olarak değil, bir çağrı olarak kaleme alıyorum </h3>
<p>.</p>
<p>< Özellikle Karaman’daki işverenlere, yöneticilere, yerel basına ve duyarlı vatandaşlara seslenmek istiyorum: Engelli bireyler yalnızca evde oturmak için değil; üretmek, katkı sağlamak, hayata karışmak için vardır. Bir bilgisayarın başında veri girişi yapabilirim. Bir çağrı merkezinde çalışabilirim. İçerik üretebilir, dijital ortamlarda katkı sunabilirim. Yeter ki gözlerim görmese de, kalbimi görenler olsun. Bu talep sadece bana ait değil. Benim gibi pek çok kişi, benzer bir istekle kapıları aralamaya çalışıyor.</p>
<h4> Son Sözüm: </h4>
<p>Karaman’dan tüm Türkiye’ye sesleniyorum: Çalışmak istiyorum. Destek görmek istiyorum. Güven duyulmak istiyorum. Yalnızca hayatta kalmak değil, hayata dâhil olmak istiyoruz. Bize bu fırsatı sunan herkese saygı duyarız. Yeter ki bize bir şans verilsin. Bir düşünün: İşe girmişsiniz. Toplumun her alanında yer alıyorsunuz. Hayata eşit katılıyorsunuz. Ne kadar kıymetli değil mi? Ben kimseye el açmıyorum. Kimseden para istemiyorum. Sadece emeğimin karşılığını almak istiyorum. Her yolu denedim, her kapıyı çaldım. Lütfen elinizi vicdanınıza koyun. Bu sese kulak verin. Herkes “bakarız, ederiz” diyor… Ama sonuç olmuyor. Kimse sessiz kalmasın. Benim bir işe ihtiyacım var. Ben sadece destek istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Çabıtçının kaleminden:Yarışmayı Kaybettim, Yazmayı Kazandım.</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ahmetcabitcininkaleminden-yarismayi-kaybettim-yazmayi-kazandim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2025 21:14:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=223</guid>

					<description><![CDATA[Ben Yazmaya Ne Zaman Başladım? Yazmak, benim için bir tutku değil sadece; bir ihtiyaç, bir nefes alma biçimi. Herkesin hayatta kendini ifade ettiği bir yolu vardır. Kimi müzikle, kimi resimle, kimi konuşarak anlatır içindekileri. Benimse kelimelerle aramda özel bir bağ var. Ne zaman içimde biriken duygular taşacak gibi olsa, elim kaleme gider ya da parmaklarım [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Yazmaya Ne Zaman Başladım? Yazmak, benim için bir tutku değil sadece; bir ihtiyaç, bir nefes alma biçimi. Herkesin hayatta kendini ifade ettiği bir yolu vardır. Kimi müzikle, kimi resimle, kimi konuşarak anlatır içindekileri. Benimse kelimelerle aramda özel bir bağ var. Ne zaman içimde biriken duygular taşacak gibi olsa, elim kaleme gider ya da parmaklarım klavyeye uzanır. Peki, bu yolculuk ne zaman başladı? Yazmaya ilk olarak 2015 yılında başladım. O zamanlar sosyal medyada, özellikle Facebook’ta, yaşadıklarımı ve hissettiklerimi paylaşarak başladım bu serüvene. Gündelik hayatın içinden süzülen küçük olaylar, duygusal kırılmalar, hayata dair gözlemlerim… Hepsini yavaş yavaş yazıya dökmeye başladım. Belki de farkında olmadan bir iç hesaplaşma, bir kendini bulma süreciydi bu. Yazarken huzur buluyordum. Kelimeler bana terapi gibi geliyordu. Yazmaya yönelmemde Ahmet Özel abimin büyük katkısı oldu. Bana bir gün, “Ahmet, bir yarışma var, katılsana,” dedi. O sözler benim için bir kırılma noktası oldu. Yarışmaya katıldım ama dereceye bile giremedim. O an hayal kırıklığı gibi görünse de aslında yazma serüvenimin gerçek anlamda başladığı andı bu. Çünkü yarışmayı kazanamasam da yazmanın bende oluşturduğu hissi kazanmıştım. Ve o his, beni bırakmadı. Ahmet abimin kurduğu bir web sitesi vardı. Sağ olsun, orada bana yer verdi. Bu benim için çok kıymetliydi. İlk kez bir dijital mecrada yazılarım yayımlanıyordu. Elbette o zamanlar yazdıklarım şimdiki gibi değildi. Kalemim daha toydu, cümlelerim biraz savruk, duygularımı aktarma biçimim biraz dağınıktı. Ama hepsi bir yolculuğun başlangıcıydı. Kimse ilk adımı attığında koşamaz zaten. Ben de adım adım ilerledim. Daha sonra Karaman Gündem gazetesinde yazmaya başladım. Yazılarım daha çok yerel meseleler üzerineydi. Topluma dair gözlemlerimi, kişisel deneyimlerimi, zaman zaman da eleştirilerimi kaleme aldım. Ancak hâlâ içimde bir eksiklik hissediyordum. Yazdıklarım yayımlansa da o yazıların bende bıraktığı tatmin duygusu yeterli değildi. Belki de yazdıklarım kadar, yazdığım yer de önemliydi benim için. Derken KGRT Haber gazetesinde yazmaya başladım. Burası bana başka bir motivasyon, başka bir disiplin kazandırdı. Yazılarımı daha dikkatli, daha özenli yazmaya başladım. Okur geri dönüşleriyle gelişmeye, kendimi daha çok sorgulamaya başladım. Bu süreçte kişisel Facebook hesabımı hiç ihmal etmedim. Orası hep benim iç sesimin yankılandığı yer oldu. Bazen bir cümlelik duygular, bazen uzun paragraflar&#8230; Hepsi benim iç dünyamın izleriydi. Bu süreçte kendi web sitelerimi kurma denemelerim de oldu. Ancak hiçbirisi tam anlamıyla sürdürülebilir olmadı. Ya teknik sorunlar, ya zaman darlığı, ya da motivasyon eksikliği nedeniyle yarım kaldılar. Fakat bu denemeler de boşuna değildi. Her biri bana bir şey öğretti. Web sitesi kurmak sadece teknik bilgi değil, aynı zamanda sabır, emek ve süreklilik isteyen bir işti. O tecrübelerle büyüdüm, olgunlaştım. Şimdi ise yepyeni bir başlangıç yapmış durumdayım. Daha sağlam, daha bilinçli adımlarla ilerliyorum. Yazılarımı yayımladığım mecralar daha düzenli, daha görünür hale geldi. Kendi kişisel web sitemi yeniden hayata geçirdim ve bu kez pes etmeye niyetim yok. Çünkü yazmak artık benim için bir hobi değil, bir yaşam biçimi haline geldi. Yazmak beni ben yapan şeylerden biri. Kimi zaman dertleştiğim bir dost, kimi zaman bir ayna, kimi zamansa hiç ulaşamayacağım insanlara açılan bir kapı oldu. Yazarken öğrendim kendimi. Yazarken büyüdüm. Belki hâlâ eksiklerim var, belki yazdıklarım herkesin ilgisini çekmiyor ama önemli olan bu yolda yürümek. Çünkü yazdıkça içimden bir parça daha aydınlanıyor. Ve biliyorum ki bu yolculuk daha yeni başlıyor.*</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlk Adımlarımı Unutmadan, Yeniden Başlıyorum</title>
		<link>https://www.ahmetcabitci.com.tr/ilk-adimlarimi-unutmadan-yeniden-basliyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[ahmet çabıtçı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2025 04:02:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yüreğimden Dökülenler.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://yeni.test/?p=209</guid>

					<description><![CDATA[Merhaba sevgili okurlarım, Bugün sizlerle yeniden buluşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. Yüreğimde birikenleri, kalemime yüklenen duyguları ve düşüncelerimi sizlere ulaştırmaya devam ediyorum. Yazmak benim için sadece kelimeleri bir araya getirmek değil; aynı zamanda içsel bir yolculuk, bir terapi ve kendimle olduğu kadar sizlerle de kurduğum güçlü bir bağdır. İşte bu duygularla, bir süredir ara vermek zorunda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sevgili okurlarım, Bugün sizlerle yeniden buluşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşıyorum. Yüreğimde birikenleri, kalemime yüklenen duyguları ve düşüncelerimi sizlere ulaştırmaya devam ediyorum. Yazmak benim için sadece kelimeleri bir araya getirmek değil; aynı zamanda içsel bir yolculuk, bir terapi ve kendimle olduğu kadar sizlerle de kurduğum güçlü bir bağdır. İşte bu duygularla, bir süredir ara vermek zorunda kaldığım kişisel sitemi yeniden hayata geçirdiğimi sizlere büyük bir sevinçle duyurmak istiyorum. Bundan tam bir yıl önce, bazı nedenlerle kapatmak durumunda kaldığım ahmetcabitci.com.tr adresli kişisel web sitemi yeniden faaliyete geçirme kararı aldım. Bu karar, içimde uzun zamandır yankılanan bir özlemin cevabıdır. Kendi sesimle, kendi kalemimle insanlara ulaşmanın, düşüncelerimi özgürce paylaşmanın, yaşanmışlıklarımı kelimelere dökmenin yeri benim için çok ayrı. Bu site sadece bir blog değil; aynı zamanda iç dünyamın bir yansıması, sesim, sözüm ve izimdir.</p>
<h3>— Neden şimdi dönüyorsun Ahmet? </h3>
<p>— Çünkü artık anlatacak çok şeyim var.</p>
<h3>— Kime yazıyorsun?</h3>
<p>— Karaman’a, kendime, belki de hiç tanımadığım birine…</p>
<h3>— Bu yazılar kimin için?</h3>
<p>— Kalbinde birikenleri susturamayan herkes için… Evet, işte tam da bu sorularla kendime yöneldiğim bir dönemde, yazmanın ne kadar büyük bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha fark ettim. Ve bu farkındalık, beni sitemi yeniden açma kararı almaya götürdü. İnsan zamanla susmayı öğreniyor belki ama yüreğinde konuşan cümleler varsa, bir yerlerde mutlaka kelimelere dönüşüyor. Ben de işte o birikenleri yeniden akıtmak için döndüm. Elbette bu yeniden doğuşta yalnız değildim. Başta, bana her zaman destek olan, kıymetli büyüğüm ve ağabeyim Sadık Özdoğan’a en derin teşekkürlerimi sunmak isterim. O, her zaman olduğu gibi bu süreçte de teknik desteğiyle, moral gücüyle, dostluğuyla yanımda oldu. Sadece bir site açmama değil, yeniden yazma hevesi kazanmama da katkıda bulundu. Bazen bir insanın sözü, bazen bir dostun omzu, bazen bir fikir bile insanı yeniden ayağa kaldırır. Sadık abim bana bu motivasyonu verdi. Onun varlığı, kalemime yeniden güvenle sarılmamı sağladı. Bu site onun emeği ve desteğiyle hayat buldu. Ayrıca yazarlık serüvenime ilk adımlarımı attıran, kalemime alan açan, bana güvenen ve yazılarımı sizlerle buluşturan üç güzide Karaman basın kuruluşunu anmadan geçemem <a href="https://www.kgrthaber.com" target="_blank" rel="noopener">kgrthaber.com</a> <a href="https://www.karamangundem.com" target="_blank" rel="noopener">karamangundem.com</a> ve <a href="https://www.karamanpostasi.com" target="_blank" rel="noopener">karamanpostasi.com</a> Onlarla tanıştığım ilk günden bu yana hissettiğim şey sadece bir yayıncı-yazar ilişkisi değildi; bir dostluktu, bir güven duygusuydu. Yazılarıma yer vererek beni yüreklendiren bu kıymetli basın kuruluşları, kalemimin ilk adımlarına şahitlik etti. O ilk adımlar şimdi daha sağlam, ama yönüm hâlâ aynı: Onlarla birlikte yürümek. Bugün olduğu gibi yarın da yazılarımı o değerli sayfalarda sizlerle buluşturmaya devam edeceğim. Bu birliktelik benim için sadece bir başlangıçtı, kopmayan bir bağın adı oldu. Her birine gönülden teşekkür ediyorum. Şunu da özellikle belirtmek isterim ki, kimsenin aklında “Ahmet bir yıl boyunca kalemini susturdu” gibi bir düşünce oluşmasın. Site kapalı olsa da ben yazmaya devam ettim. Yazılarımı yine kgrthaber.com, karamangundem.com ve karamanpostasi.com gibi güzide basın kuruluşlarında yayımlamayı sürdürdüm. Bu süreçte kalemim durmadı, yalnızca kendi yuvama dönmem biraz zaman aldı. Her hafta olmasa da, içim dolduğunda yazılarım o mecralarda sizlerle buluşmaya devam etti.</p>
<h4>Ben yazmayı bir görev gibi görüyorum.</h4>
<p>İnsan, yaşadıklarını, hissettiklerini, öğrendiklerini paylaşmak ister. Çünkü bilgi, duygu ve tecrübe paylaştıkça çoğalır. Ben de yaşadıklarımı, düşündüklerimi, Karaman’a ve tüm dünyaya aktarmaya çalışıyorum. Hayat bazen inişli çıkışlı bir yol gibi olsa da, bu yolculukta yazmak benim elimden tutan en büyük araçlardan biri oldu. Ne zaman kendimi yalnız hissetsem, bir sayfada içimi döksem, kelimelerin beni sarıp sarmaladığını hissediyorum. Yazdıkça hafifliyorum, yazdıkça iyileşiyorum. Ve biliyorum ki, satır aralarında birçok insan kendini buluyor. Yeni yazılarımı yine <a href="https://www.kgrthaber.com" target="_blank" rel="noopener">kgrthaber.com</a> <a href="https://www.karamangundem.com" target="_blank" rel="noopener">karamangundem.com</a> ve <a href="https://www.karamanpostasi.com" target="_blank" rel="noopener">karamanpostasi.com</a> üzerinden takip edebilirsiniz. Orada yayımlanmış yazılarımı güncellemeye, yeni konularla sizleri buluşturmaya devam edeceğim. Aynı zamanda artık kişisel web sitem olan <a href="https://www.ahmetcabitci.com.tr" target="_blank" rel="noopener">ahmetcabitci.com.tr</a> üzerinden de yazılarımı okuyabilecek, bana dair pek çok bilgiye ulaşabileceksiniz. Sitemde sadece yazılarımı değil; hayatıma dair kesitleri, projelerimi, duyurularımı ve hakkımda merak edilenleri de bulabileceksiniz. Eğer “Ben kimim?” sorusunun yanıtını merak ediyorsanız, web sitemde yer alan biyografi kısmına göz atabilirsiniz. Hayat hikâyeme, karşılaştığım zorluklara ve bugüne nasıl geldiğime dair samimi bir anlatım sizleri bekliyor olacak. Bu sayfa, benim dijital yuvam. Sizlerle orada daha sık buluşmak için sabırsızlanıyorum. İçimden geldiği gibi, hiçbir kalıba sıkışmadan yazdığım bu ilk yazımı okuduğunuz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Yazılarımda sizlere dokunabilmek, bir cümlemle bile olsa birinizin yüreğine ulaşabilmek benim için büyük bir onurdur. Okunmak değil, anlaşılmak için yazıyorum. Ve her kelimede, sizin de kendinizden bir şey bulacağınızı umut ediyorum. Yeni yazılarda görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<p>Ahmet Çabıtçı</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
